2002’de Tayyip Erdoğan’ın yolu nasıl açılmıştı?

2002’de Erdoğan’ın yolu nasıl açılmıştı?

“2002’de Erdoğan’ın yolunu açtık” diyen Baykal’a, Erdoğan, “Baykal benim için bir şey yapmadı” dedi. Ancak TBMM tutanakları öyle demiyor…

Ancak o dönem Anayasa değişikliği görüşmelerindeki TBMM tutanaklarında Burhan Kuzu’nun desteği için CHP’ye teşekkür ettiği ortaya çıktı.

Milletvekili olmalarına karşın tahliye edilmeyen tutuklu milletvekillerinin durumuna çözüm aranırken, Başbakan Erdoğan’ın “Erdoğan’a milletvekili yolunu biz açtık” diyen CHP’ye “Deniz Baykal benim için bir şey yapmadı. Ben yatmış, çıkmışım. Bunlarınki ise örgütlü suç” yanıtını vermesi, gözleri 2002 seçimlerinin ardından yapılan Anayasa değişikliği sürecine çevirdi.

Vatan’ın haberine göre, Ak Parti’nin kurulmasının ardından 2002’de Anayasa Mahkemesi, Erdoğan’ın TCK’nın 312. maddesinden mahkum olduğu gerekçesiyle “milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmadığını” belirterek parti kurucusu olamayacağını hükme bağlamıştı. YSK da Anayasa’nın milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinde yer alan “ideolojik ve anarşik eylemlere katılma” hükmünü gerekçe göstererek Erdoğan’ın adaylığını kabul etmedi. Hükümeti Abdullah Gül kurdu. Seçimden sonra, 5 Kasım 2002’de Erdoğan’ı ziyaret eden dönemin CHP lideri Baykal, “Kanaatim, bir insanın siyasi suç niteliğinde mahkum olmasının ömür boyu siyasetten mahrum edilmesine gerekçe olmamalıdır” dedi.

Nefes kesen trafik

YSK’nın Ak Parti’nin başvurusu üzerine 4 Aralık’ta Doğanköy’deki seçimde usulsüzlük olduğuna karar verilerek Siirt seçimlerinin tekrarlanmasına karar vermesi, Erdoğan’ı parlamentoya taşıyan sürece start verdi. Ak Parti, Anayasa’nın 67, 76 ve 78. maddeleriyle ilgili değişiklik teklifini Meclis’e sundu. Ak Parti’nin anayasa değişiklik teklifinde, Anayasa’nın milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen 76. maddesinde yer alan “ideolojik veya anarşik eylemlere” ifadesi ile “affa uğramış olsalar bile” tabiri çıkarılarak yerine, “terör eylemi” tanımlamasının getirilmesi öngörüldü. Anayasa’nın 78. maddesinde öngörülen değişiklik ile de Erdoğan için ara seçim yolu açılması hükme bağlandı. Madde metnindeki “Ara seçim her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemez” ifadesi çıkartılması hükme bağlandı.

CHP istikrarla destekledi

13 Aralık 2002’de TBMM’de Ak Parti ve CHP’nin oylarıyla anayasa değişiklik teklifi kabul edildi. 19 Aralık 2002’de ise dönemin Cumhurbaşkanı Sezer, düzenlemeyi veto ederek TBMM’ye iade etti. CHP parti grubu 20 Aralık’ta, vetoya rağmen Anayasa değişikliğine desteğini sonuna kadar sürdürme kararı aldı. Meclis, CHP’nin desteğiyle Anayasa’nın öngördüğü üçte iki çoğunluğun (367) üzerinde 437 oyla 26 Aralık’ta teklifi aynen benimsedi. Meclis’in aynen gönderdiği Anayasa değişikliğini 31 Aralık‘ta Sezer onaylamak durumunda kaldı.

9 Mart 2003’te tekrarlanan Siirt seçimlerinde, AKP’li Mervan Gül, Erdoğan’ın seçilmesine olanak sağlamak amacıyla adaylıktan çekildi. Tekrarlanan seçimde AKP Genel Başkanı Erdoğan milletvekili seçildi. Erdoğan’ı önce milletvekili ardından Başbakan yapan bu süreçte Erdoğan-Baykal ikilisinin İstanbul’da bir gizli buluşma gerçekleştirdikleri iddiası da tartışma konusu oldu. CHP kaynakları bu görüşmenin Sezer’in anayasa değişikliğini veto ettiği 19 Aralık 2002 tarihinde yapıldığını öne sürerken, AK Parti’ye yakın kaynaklar ise görüşmenin Anayasa değişikliğinin ardından 23 Şubat 2003’te yapıldığını savundu. Baş başa görüşmenin ayrıntıları muamma olarak kaldı.

Teşekkür tutanaklarda…

Erdoğan’a vekillik ve Başbakanlık yolunu açan Anayasa değişikliğinin Sezer’in vetosunun ardından Meclis’te yeniden görüşülmesine ilişkin TBMM tutanakları ise CHP’nin düzenlemeye desteğini ve bu destek nedeniyle AK Parti’nin CHP’ye teşekkür ettiğini somut olarak ortaya koydu. 26 Aralık 2002 tarihli TBMM tutanaklarında, düzenlemenin 437 oyla benimsenmesinin ardından dönemin Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’nun CHP’ye teşekkürü şöyle yer aldı: Hakikaten, iki maddelik de olsa,Türk demokrasisinin önünü açacak olan bu kısa pakete tam destek verdi gerek iktidar ve gerek muhalefet partilerimiz. Özellikle muhalefet partimize teşekkür ediyorum; sağ olsunlar, sonuna kadar, hakikaten verdikleri sözün arkasında durdular, son gelişmelerden de etkilenmediler. (…) İnşallah, daha sonraki büyük paketlerde, yine, elbirliği, işbirliği içerisinde, demokrasinin önünü açmak durumunda kalacağımızı bildiriyorum ve muhalefet partimizin desteğini, bundan sonra, inşallah, candan yine bekliyoruz.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yemin krizine el koyuyor

Cumhurbaşkanı Gül Meclis’te yaşanan krizi çözmek için parti liderlerini Köşk’e çağırdı. Gül’ün bu davetini geri çeviren tek lider ise MHP Lideri Bahçeli oldu.
Gül, tıkanıklığı giderip çözüme katkı sağlamak amacıyla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve BDP destekli bağımsız milletvekilleri adına Şerafettin Elçi ve Ahmet Türk’ü Çankaya Köşkü’ne davet etti. Gül, Kılıçdaroğlu ile bugün saat 11.00’de, Türk ve Elçi ile yarın saat 11.30’da görüşecek.
Bahçeli geri çevirdi
Gül’ün Köşk’e çağırdığı bir diğer lider olan Bahçeli’nin ise, “Konunun doğrudan ilgilisi değiliz” diyerek daveti geri çevirdiği bildirildi. Bahçeli’nin Köşk’te rahatsızlık yarattığı iddia edilen bu tavrında, partisinin yöneticilerini hedef alan kaset krizi konusunda Gül ile yaşadığı gerilimin etkili olduğu öne sürüldü.
Gül, CHP’den milletvekili seçilen gazeteci Mustafa Balbay’ın tutukluluğuna yapılan itirazın dün bir kez daha reddedilmesiyle doruğa çıkan krizin çözümü için harekete geçti. Bu davetin Gül ve Erdoğan’ın dünkü görüşmesinde ele alındığı ve randevuların da bu görüşmenin ardından alındığı kulislere yansıdı. Gül’ün muhalefetle görüşmesinde, yaşanan bu olayın kamu vicdanıyla bağdaşmayan sonuçlar doğuran hukuksal sorunların çözümü için bir fırsat yaratabileceği, bunun ise ancak demokratik zemin olan Meclis’te partilerin ortak çalışmasıyla aşılabileceği mesajını vereceği kaydedildi. Gül’ün Başdanışmanı Ahmet Sever, Cumhurbaşkanı’nın çözüme katkı sağlamak amacıyla bu girişimi başlattığını söyledi. Cumhurbaşkanı’nın, krizin çözümünde devreye girmeyi bir süredir planladığını belirten Sever, “Cumhurbaşkanı doğru zamanlamanın şimdi olduğunu düşünerek gerekli girişimi başlattı” dedi.
Gül’e ne diyecekler
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MYK toplantısında Köşk’ün davetini yardımcılarıyla değerlendirdi. Toplantıda davetin Gül ile Erdoğan’ın görüşmesinin hemen ardından gelmesine dikkat çekilirken, “Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın bilgisi dışında böyle bir adım atmış olamaz. AKP, Cumhurbaşkanı Gül aracılığıyla da süreçteki sorumluluğundan kurtulamaz. Ancak her şeye rağmen Gül’ün devreye girmiş olması umut verici” değerlendirmesi yapıldı. Kılıçdaroğlu ve kurmayları, “Kimse CHP’den eğilip bükülmesini beklemesin. Aldığımız kararın arkasındayız. Arkadaşlarımıza yemin etme yolu açacak hukuksal bir sürecin başlatılması ve bu sürecin kısa sürede tamamlanması şartıyla yemin edebiliriz” denilmesi konusunda mutabakat sağladı.
Bağımsız milletvekilleri adına Köşk’e davet edilen Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Gül’e, “Hatip Dicle dışındaki diğer 5 tutuklu milletvekilinin serbest bırakılması; Dicle’nin milletvekilliğinin düşmesine neden olan maddenin değiştirilerek, yeniden seçim yolunun açılması” taleplerini iletecek. Elçi ve Türk, “Halkın iradesi bir bütün olarak TBMM’ye yansımadıkça Meclis’e gelmeyeceğiz. Başbakan’dan yapacağı açıklamalarla yargıyı etkilemesini beklemiyoruz. Ancak gergin ortamı yumuşatabilir ve mahkemeler de bu yumuşamadan gerekli dersi çıkartarak, tahliye yolunu açar. Dicle ile ilgili olarak Meclis’teki yerimizi alır, hızla yasal değişiklikleri yapar ve mutabık kalınan bir seçim bölgesinde, seçimleri yenileriz” diyecek.

‘Duyduğum Laf tüylerimi diken diken etti’

Bülent Arınç, Oktay Ekşi’nin Meclis’teki konuşmasına çok kızdı ve “imkan olsa yuhalardım” diye konuştu

Oktay Ekşi’nin, konuşmasında ”Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun asıldığı, darbe günlerinde yapılan bir Anayasa gibi bir anayasa yapmaya kendilerini davet ettiğini” belirten Arınç, ”Sizi bilmem ama bu söz alkışlanacak bir söz değil. İmkan olsaydı yuhalardım, darbe sonunda idam sehpaları gölgesinde, talimatla yapılan bir anayasayı, Türkiye’nin en demokratik anayasası göstermek gafletine bu 79 yaşındaki zatın düşmemesini arzu ederdim” dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) güçlü bir kurum olduğunu belirterek, “Sanıyorum ki bu yargılama sürecinde yargıya da olağanüstü bir itimat, saygı
içerisindeler. Şu ana kadar yüksek komuta kademesinin yargıyı itham eden çok aşırı bir beyanatını veya yargılama sürecine müdahale anlamına gelecek bir davranışını görmedim. Bu davranışı takdir etmek lazım” dedi.

Büyüme de rekor

Türkiye ekonomisi yılın birinci çeyreğinde beklentilerin üzerinde büyüme gösterdi.

Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 11 oranında büyüme kaydetti. Beklenti yüzde 9.7′ydi.

Türkiye ekonomisi 2011 yılının ilk çeyreğinde yüzde 11 büyüdü. 2011 yılı birinci döneme ilişkin hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla değeri bir önceki yıla göre sabit fiyatlarla yüzde 11 artış gösterdi.
Üretim yöntemi ile hesaplanan gayri safi yurtiçi hasıla tahmininde, 2011 yılı birinci üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre cari fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla yüzde 17.9′luk artışla 284 milyar 868 milyon TL oldu. 2011 yılının birinci üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla yüzde 11′lik artışla 25 milyar 896 milyon TL düzeyinde gerçekleşti.
Takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH 2011 yılı birinci üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11′lik artış gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH değeri bir önceki döneme göre yüzde 1.4 arttı.

Eminem Porno Klibi

‘Space Bound’ isimli şarkısının klibi için porno yıldızı Sasha Grey ile kamera karşısına geçen Eminem, şiddet dolu bir klibe imza attı. Eminem iki farklı kişiliği canlandırıyor ve klibin sonunda intihar ediyor.

Eminem , yeni kliplerini çıkardı…

CHP’ye Sert Tepki , MHP’den

Chp genel başkanı Kılıçtaroğlu , yemin kararını eleştiren MHP’yi kastederek ;” Biz arkadaşlarımızı satmayız” , demişti.
Bu sözlere MHP’den Yanıt ;

MHP’li Faruk Bal, “Asıl CHP 11 milyon seçmenin iradesini satmıştır” dedi.

Saçlarını Taramışsın

saçlarını taramışsın,
sarı renge boyamışsın
haberin varmıydı benden,
beni bana komamışsın.

keşke seni görmeseydim
gönül verip sevmeseydim
lal olaydı ağzım dilim
keşke seni demeseydim

ah o saçlar taranır mı?
sarı renge boyanır mı?
gidipte yâdele vardın,
gönlüm buna dayanır mı?

keşke seni görmeseydim
gönül verip sevmeseydim
lal olaydı ağzım dilim
keşke çirkin demeseydim.

Caner Gülsüm

Olaylar Türkiye’yi de yansıdı

Suriye’deki olaylar devam ederken, ülkeden kaçışlarsa sürüyor. Yaşanan bu kaos ortamı ise Türkiye turizmini baltalıyor.

Suriye’deki olaylar devam ederken, ülkeden kaçışlarsa sürüyor. Yaşanan bu kaos ortamı turizmi baltalıyor. Özellikle sektörde rotasını bu ülkeye göre belirleyen Çukurova Bölgesi’nde otellerin doluluk oranı, bir önceki yıla göre yüzde 60 oranında gerilediği bildirildi. Bunun da 25.2 milyon dolarlık kaybı ortaya koyduğu vurgulandı.

İHA muhabirinin sorularını yanıtlayan Mersin Turizm İşletmecileri Derneği (MERTİD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nebil Kavvasoğlu, Suriye’de yaşanan olayların ‘sınır komşusu’ olması nedeniyle Çukurova Bölgesi’ni de yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti. Suriye’deki olayların önceden tahmin edildiğini hatırlatan Kavvasoğlu, “Çünkü Beşşar Esad’ın, dile getirdiği reformları hayata geçirme noktasında geç kalıyordu. Bu durum da halk üzerindeki etkisini de zayıflatıyordu. Geciken reformlar nedeniyle halk ayaklandı.

Türkiye olarak bugünkü mevcut tablodan hoşnut değiliz. Bölgedeki istikrarın sağlanması, reformların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor” dedi.

“SURİYE ORTADOĞU’YA AÇILAN BİR KAPIDIR VE BU KAPI DÜŞMEYECEK”

Suriye’nin, Türkiye açısından ‘Ortadoğu’ya açılan bir kapı’ olmasının yanında Türkiye’nin de Suriye açısından ‘Avrupa’ya açılan bir kapı’ olduğunu dile getiren Kavvasoğlu, bu kapının da hiçbir zaman düşmeyeceğini savundu. Suriye’de yaşanan olaylar öyle ya da böyle bir şekilde durulacağını ve bunda da Türkiye’nin önemli bir katkısı olacağına inandığını belirten Kavvasoğlu, “Süreç nedir? Şu anda hiç kimse kestiremiyor.

Yarın ne olacağı bilinmiyor. Suriye’deki olaylardan kaçarak Türkiye’ye sığınan yaklaşık 12 bin insan var. Bu insanlar mutlaka ülkelerine geri döneceklerdir. Temennimiz; oradaki olayların bir an önce sona erip, huzur ve istikrarın sağlanmasıdır” diye konuştu. Suriye’den Türkiye’ye her yıl ortalama 400 bin turistin geldiğini hatırlatan Kavvasoğlu, bölge itibariyle özellikle de Mersin için oldukça önemli bir pazar olarak öne çıktığını anlattı.

“SURİYE’DEKİ OLAYLAR TURİZMDE BİZE 5 KAPIYI BİRDEN KAPATTI”

Aynı zamanda da Green Tower Suite Otel’in de Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Nebil Kavvasoğlu, turizm hareketliliği açısından Suriye’nin önemli bir destinasyona sahip olduğunu ifade ederek, “Aslında Suriye’de yaşanan bu olaylar, bize 5 kapı birden kapattı. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerden de bölgemize yoğun bir turist akımı vardı. Söz konusu ülkelerden Türkiye’ye karayoluyla tek geçiş noktası Suriye idi. Bu nedenle Lübnan, Ürdün, Küveyt, Katar ve Suudi Arabistan’ın yanısıra Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgeler Mersin açısından bitmiş durumda.

Bu ülkelerdeki turistlerse rotalarını İstanbul’a çevirmiş durumda. Bunun en önemli havayoludur. Bölgemize söz konusu ülkelerden uçuşlarla ilgili çok ciddi sorun ve sıkıntılar var. Buna bağlı olarak da Ürdün’den turizm sezonu öncesinden yapılan rezervasyonlar tamamen iptal edilmiş durumda” yorumunda bulundu. 10 günlük bir zaman dilimi içerisinde Mersin’den Lübnan’a feribot seferleri başlatılacağına işaret eden Kavvasoğlu, bunun
sektör açısından küçükte olsa bir teselli kaynağı olabileceğinin altını çizdi.

“YÜZDE 60 ORANINDAKİ KAYBIN FATURASI 25.2 MİLYON DOLAR”

Feribot seferlerinin bölgede turizm açısından küçükte olsa bir hareketlilik yaşatacağını ancak bunun yeterli olmayacağını savunan Kavvasoğlu, konuşmasını da şöyle sürdürdü; “14-15 Temmuz 2011 tarihleri arasında feribot seferlerinin başlanacağı söyleniyor ancak biz bu tarihte turizm sezonunu çoktan yarılamış oluyoruz.” 2010 yılında sezonu yüzde 80 doluluk oranıyla tamamlayan işletmelerin, Temmuz-Ağustos Dönemi’nde ise yüzde 100 doluluk oranına ulaştığını vurgulayan Kavvasoğlu, ancak 2011 yılı Haziran ayını
işletmelerin yüzde 20′lik kapasiteyle tamamladığını, Temmuz-Ağustos Dönemi’ndeyse bunun yüzde 60′a ulaşmasının beklendiğini açıkladı.

Tablo genel anlamda ele alındığındaysa yüzde 60′lık bir kaybın söz konusu olduğunu belirten Kavvasoğlu, bir sezonda bölgeye yaklaşık 70 bin turistin geldiği dikkate alındığında ve her bir turistin de 600 dolarlık bir harcama yaptığı göz önüne alındığında kaybın 25.2 milyon dolar olduğunu söyledi. Suriye’de yaşanan olaylardan en büyük zararı Çukurova Bölgesi’nin gördüğünü,
ancak Türkiye genelinde konu ele alındığında çok fazla bir kaybın söz konusu olmadığını dile getiren Kavvasoğlu, bölgedeki olayların insanlık adına artık son bulmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.

21 günlük çiftin dramatik sonu

İnternette tanışıp 20 gün önce evlenen Nilay-Birol B. çifti, çiçeği burnunda gelinin ailesini ziyarete giderken otomobilleriyle Büyük Menderes Nehri’ne uçtu. Gelin son anda kurtulmayı başarırken, damat ise kayboldu.

İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Ovacık köyünde çiftçilik yapan 19 yaşındaki Birol B., geçen yıl internet üzerinden tanıştığı Denizlili 17 yaşındaki Nilay B.’ye âşık oldu. Genç çift, geçen 3 Haziran günü hayatlarını birleştirdi.

Henüz 20 günlük evli olan Nilay B., önceki gün eşine ailesini çok özlediğini söyleyerek, Denizli’ye gitmek istedi. Eşini kıramayan Birol B. kabul etti. Anne ve babasına sürpriz yapmak isteyen Nilay B., anneannesi Cennet Dursun’u arayarak, “Anneanne aileme sürpriz yapacağım. Sakın kimseye söyleme. Biz Birol’la Denizli’ye geliyoruz” dedi. Ardından genç çift, düğün arabası olarak da kullandıkları otomobilleriyle yola çıktı. Ancak önceki akşam saat 21.45 sıralarında, Denizli’nin Sarayköy ilçesi yakınlarına geldiklerinde virajı alamayan otomobil, Büyük Menderes Nehri’ne uçtu.

BARAJ KAPAĞI KAPATILDI
Aşırı yağışlardan dolayı su seviyesinin normalden yüksek olduğu nehre düşen otomobilin ön camı çarpmanın etkisiyle kırıldı. Ön tarafta oturan Nilay B., son anda kırılan camdan çıkmayı başarırken, eşi ise otomobille birlikte suya gömüldü. Kazayı görenlerin yardımıyla sudan çıkarılan Nilay B., sağlık ekiplerince Sarayköy Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine çağrılan Denizli Belediyesi İtfaiyesi’ne bağlı dalgıçlar, 3 saat süren ilk aramada sulara gömülen otomobile ve Birol B.’ye ulaşamadı. Bunun üzerine Cindere Barajı’nın kapakları kapatılarak, nehrin suyu kesildi ve arama sabaha ertelendi.

ARABADAN ÇIKMADI

Su seviyesinin düşmesi ile birlikte sabahın erken saatlerinde yeniden başlayan aramada otomobil, dün sabah nehirde bulundu. Dalgıçlar tarafından bağlanan halatlarla vinç yardımıyla sudan çıkarıldı. Bu sırada tedavisi tamamlanan Nilay B. yakınlarıyla olay yerine gelerek gözyaşları içerisinde beklemeye başladı. Otomobil derin sulardan çıkarılırken herkes içerisinden yaşadığından ümit kesilen Birol B.’nin cesedinin de çıkmasını bekledi. Ancak otomobilde yapılan kontrolde kayıp damada rastlanmadı. Gözyaşlarına boğulan genç kadını yakınları teselli etmeye çalıştı.

Ekipler, Birol B.’yi bulmak için Menderes Nehri’nde 17 kilometrelik bir alanda 500 metrelik dilimler halinde çalışmaya başladı. Nilay B.’nin babası Veli Kayman, “Kızımla damadım bize sürpriz yapmak istemiş. Ama sanırım otomobil hızlı geliyormuş. Kızım kurtuldu ama damadım kayıp, çok üzgünüz” dedi.

İnternette tanışıp 20 gün önce evlenen Nilay-Birol B. çifti, çiçeği burnunda gelinin ailesini ziyarete giderken otomobilleriyle Büyük Menderes Nehri’ne uçtu. Gelin son anda kurtulmayı başarırken, damat ise kayboldu.

İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Ovacık köyünde çiftçilik yapan 19 yaşındaki Birol B., geçen yıl internet üzerinden tanıştığı Denizlili 17 yaşındaki Nilay B.’ye âşık oldu. Genç çift, geçen 3 Haziran günü hayatlarını birleştirdi.

Henüz 20 günlük evli olan Nilay B., önceki gün eşine ailesini çok özlediğini söyleyerek, Denizli’ye gitmek istedi. Eşini kıramayan Birol B. kabul etti. Anne ve babasına sürpriz yapmak isteyen Nilay B., anneannesi Cennet Dursun’u arayarak, “Anneanne aileme sürpriz yapacağım. Sakın kimseye söyleme. Biz Birol’la Denizli’ye geliyoruz” dedi. Ardından genç çift, düğün arabası olarak da kullandıkları otomobilleriyle yola çıktı. Ancak önceki akşam saat 21.45 sıralarında, Denizli’nin Sarayköy ilçesi yakınlarına geldiklerinde virajı alamayan otomobil, Büyük Menderes Nehri’ne uçtu.

BARAJ KAPAĞI KAPATILDI
Aşırı yağışlardan dolayı su seviyesinin normalden yüksek olduğu nehre düşen otomobilin ön camı çarpmanın etkisiyle kırıldı. Ön tarafta oturan Nilay B., son anda kırılan camdan çıkmayı başarırken, eşi ise otomobille birlikte suya gömüldü. Kazayı görenlerin yardımıyla sudan çıkarılan Nilay B., sağlık ekiplerince Sarayköy Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine çağrılan Denizli Belediyesi İtfaiyesi’ne bağlı dalgıçlar, 3 saat süren ilk aramada sulara gömülen otomobile ve Birol B.’ye ulaşamadı. Bunun üzerine Cindere Barajı’nın kapakları kapatılarak, nehrin suyu kesildi ve arama sabaha ertelendi.

ARABADAN ÇIKMADI

Su seviyesinin düşmesi ile birlikte sabahın erken saatlerinde yeniden başlayan aramada otomobil, dün sabah nehirde bulundu. Dalgıçlar tarafından bağlanan halatlarla vinç yardımıyla sudan çıkarıldı. Bu sırada tedavisi tamamlanan Nilay B. yakınlarıyla olay yerine gelerek gözyaşları içerisinde beklemeye başladı. Otomobil derin sulardan çıkarılırken herkes içerisinden yaşadığından ümit kesilen Birol B.’nin cesedinin de çıkmasını bekledi. Ancak otomobilde yapılan kontrolde kayıp damada rastlanmadı. Gözyaşlarına boğulan genç kadını yakınları teselli etmeye çalıştı.

Ekipler, Birol B.’yi bulmak için Menderes Nehri’nde 17 kilometrelik bir alanda 500 metrelik dilimler halinde çalışmaya başladı. Nilay B.’nin babası Veli Kayman, “Kızımla damadım bize sürpriz yapmak istemiş. Ama sanırım otomobil hızlı geliyormuş. Kızım kurtuldu ama damadım kayıp, çok üzgünüz” dedi.

Yardımcısına 9 bin lira verilecek

Bakanlar Kurulu’ndaki yeni yapılanmada oluşacak 20 bakan yardımcısına 9 bin lira maaş verilecek.

Maaş belirlenirken, bakandan az, müsteşardan fazla olmasına dikkat edildi. Bakan yardımcılarının “imza” yetkisi de olacak. Şu anda milletvekilleri 10 bin 700, bakanlar 11 bin, müsteşarlar da 6 bin lira dolayında maaş alıyorlar.

Kabinenin yeniden yapılanmasının ardından oluşturulan “bakan yardımcılıklarının” nasıl kullanılacağı belli oldu. İmza yetkisi olan bakan yardımcılarının aldığı kararların siyasi sorumluluğu bakanda olacak. Ancak bakan yardımcıları, cezai sorumluluk açısından devlet memurlarına uygulanan kurallara tabi olacaklar. Bakan yardımcılığı görevi tanımlanırken, “Müsteşarlar konulara sadece kamu açısından bakıyor. Yıllardan beri kamuda çalıştıkları için tek yönlü bakış açıları oluyor. Dışardan bir göz olmasının faydası olur. Yeni projeler üretilmesinde bakana katkı sağlar” yorumu yapıldı.

Siyasi kulislerde “Gölge bakan” olarak adlandırılan 20 bakan yardımcısı, 9 bin lira maaş alacak.

Maaş belirlenirken, bakandan az, müsteşardan fazla olmasına dikkat edildi. Bakan yardımcılarının “imza” yetkisi de olacak. Şu anda milletvekilleri 10 bin 700, bakanlar 11 bin, müsteşarlar da 6 bin lira dolayında maaş alıyorlar.

Kabinenin yeniden yapılanmasının ardından oluşturulan “bakan yardımcılıklarının” nasıl kullanılacağı belli oldu. İmza yetkisi olan bakan yardımcılarının aldığı kararların siyasi sorumluluğu bakanda olacak. Ancak bakan yardımcıları, cezai sorumluluk açısından devlet memurlarına uygulanan kurallara tabi olacaklar. Bakan yardımcılığı görevi tanımlanırken, “Müsteşarlar konulara sadece kamu açısından bakıyor. Yıllardan beri kamuda çalıştıkları için tek yönlü bakış açıları oluyor. Dışardan bir göz olmasının faydası olur. Yeni projeler üretilmesinde bakana katkı sağlar” yorumu yapıldı.

Hürriyet’in haberine göre, bakan, bakan yardımcısı ve müsteşar, bakanlıkların “icra kurulu” gibi çalışacak. Bakan yardımcıları, parti yönetimi, örgüt ve milletvekillerinden gelen taleplerin takip edilmesinde de rol oynayacaklar. Dışarıdan atanacak bakan yardımcıları, eski milletvekili, eski bürokrat veya özel sektörde görev yapan biri olabilecek. Bu kişilerin üniversite mezunu olma zorunluluğu da bulunmayacak.

HÜKÜMETLE GELİP GİDECEKLER

Bakan yardımcıları hükümetin görev süresiyle sınırlı olarak görev yapacak. Hükümetin görevi sona erdiğinde, bakan yardımcılarının görevi de sona erecek. Bakan yardımcıları gerektiğinde hükümetin görev süresi dolmadan da görevden alınabilecek. Bakan yardımcılarına en yüksek devlet memuruna mali haklar kapsamında yapılan ödemelerin yüzde 150′si oranında aynı usul ve esaslar çerçevesinde aylık ücret ödenecek.

3 DÖNEMİ DOLANA MAKAM

Siyasi kulislerde, bakan yardımcılıklarının belirlenmesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın inisiyatif kullanacağı konuşulurken, bu yeni görevin, bir sonraki seçim dönemi için “daha anlamlı” olacağı iddia edildi. Kulislerde konuşulan iddiaya göre, Ak Parti’nin yönetiminde görev alanların büyük bölümü, siyasette 3′üncü dönemlerini 4 yıl sonra dolduracaklar. Ak Parti’nin bundan sonra kuracağı hükümetlerde, bu kişilere bakan yardımcısı olarak görev verilecek.

Bakanlar Kurulu’ndaki yeni yapılanmada oluşacak 20 bakan yardımcısına 9 bin lira maaş verilecek.

Maaş belirlenirken, bakandan az, müsteşardan fazla olmasına dikkat edildi. Bakan yardımcılarının “imza” yetkisi de olacak. Şu anda milletvekilleri 10 bin 700, bakanlar 11 bin, müsteşarlar da 6 bin lira dolayında maaş alıyorlar.

Kabinenin yeniden yapılanmasının ardından oluşturulan “bakan yardımcılıklarının” nasıl kullanılacağı belli oldu. İmza yetkisi olan bakan yardımcılarının aldığı kararların siyasi sorumluluğu bakanda olacak. Ancak bakan yardımcıları, cezai sorumluluk açısından devlet memurlarına uygulanan kurallara tabi olacaklar. Bakan yardımcılığı görevi tanımlanırken, “Müsteşarlar konulara sadece kamu açısından bakıyor. Yıllardan beri kamuda çalıştıkları için tek yönlü bakış açıları oluyor. Dışardan bir göz olmasının faydası olur. Yeni projeler üretilmesinde bakana katkı sağlar” yorumu yapıldı.

Siyasi kulislerde “Gölge bakan” olarak adlandırılan 20 bakan yardımcısı, 9 bin lira maaş alacak.

Maaş belirlenirken, bakandan az, müsteşardan fazla olmasına dikkat edildi. Bakan yardımcılarının “imza” yetkisi de olacak. Şu anda milletvekilleri 10 bin 700, bakanlar 11 bin, müsteşarlar da 6 bin lira dolayında maaş alıyorlar.

Kabinenin yeniden yapılanmasının ardından oluşturulan “bakan yardımcılıklarının” nasıl kullanılacağı belli oldu. İmza yetkisi olan bakan yardımcılarının aldığı kararların siyasi sorumluluğu bakanda olacak. Ancak bakan yardımcıları, cezai sorumluluk açısından devlet memurlarına uygulanan kurallara tabi olacaklar. Bakan yardımcılığı görevi tanımlanırken, “Müsteşarlar konulara sadece kamu açısından bakıyor. Yıllardan beri kamuda çalıştıkları için tek yönlü bakış açıları oluyor. Dışardan bir göz olmasının faydası olur. Yeni projeler üretilmesinde bakana katkı sağlar” yorumu yapıldı.

Hürriyet’in haberine göre, bakan, bakan yardımcısı ve müsteşar, bakanlıkların “icra kurulu” gibi çalışacak. Bakan yardımcıları, parti yönetimi, örgüt ve milletvekillerinden gelen taleplerin takip edilmesinde de rol oynayacaklar. Dışarıdan atanacak bakan yardımcıları, eski milletvekili, eski bürokrat veya özel sektörde görev yapan biri olabilecek. Bu kişilerin üniversite mezunu olma zorunluluğu da bulunmayacak.

HÜKÜMETLE GELİP GİDECEKLER

Bakan yardımcıları hükümetin görev süresiyle sınırlı olarak görev yapacak. Hükümetin görevi sona erdiğinde, bakan yardımcılarının görevi de sona erecek. Bakan yardımcıları gerektiğinde hükümetin görev süresi dolmadan da görevden alınabilecek. Bakan yardımcılarına en yüksek devlet memuruna mali haklar kapsamında yapılan ödemelerin yüzde 150′si oranında aynı usul ve esaslar çerçevesinde aylık ücret ödenecek.

3 DÖNEMİ DOLANA MAKAM

Siyasi kulislerde, bakan yardımcılıklarının belirlenmesinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın inisiyatif kullanacağı konuşulurken, bu yeni görevin, bir sonraki seçim dönemi için “daha anlamlı” olacağı iddia edildi. Kulislerde konuşulan iddiaya göre, Ak Parti’nin yönetiminde görev alanların büyük bölümü, siyasette 3′üncü dönemlerini 4 yıl sonra dolduracaklar. Ak Parti’nin bundan sonra kuracağı hükümetlerde, bu kişilere bakan yardımcısı olarak görev verilecek.