Mutlu ve sağlıklı bir yıl diledik…

2011 yılı sağlık çalışanları için sorunlarla dolu bir yıl olurken sektörde köklü değişiklikler yaşandı

İşte 2011 yılında sağlık alanında yaşananlar…

TAM GÜM YASASI
Binlerce doktoru sokağa döken “Tam gün” uygulaması 26 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararnameye ile başladı. Kararnameye göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na bağlı olarak kamu sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin mesai dışında muayenehane açarak ya da bir kuruluşta çalışarak meslek icra etmeleri yasaklandı.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, 28 Aralık 2011 tarihinde yaptığı bir açıklama ile; ‘Tam Gün Yasası’nın uygulanmaya başlamasından itibaren SağlıkBakanlığı’nda 31 bin 484 uzman hekimden 422′sinin emekli olarak veya istifa ederek görevlerinden ayrıldığını, üniversitelerde ise 12 bin 784 öğretim üyesinden 765′inin sadece eğitim hizmetlerinde kalmayı tercih ettiğini, 18 kişinin istifa ettiğini ve 53 kişinin de yaş haddinden emekli olduğunu bildirdi.

YABANCI HEKİM
Kasım ayında Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren kararname ile yabancı hemşire ve hekimlere Türkiye’de çalışabilmenin kapıları açıldı. Yabancı doktor ve hemşirelerin önce diploma denkliği almaları ve Türkçe dil barajını aşmaları şartı konuldu. Her iki koşulu da yerine getiren yabancı hekim ve hemşireler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çıkaracağı düzenlemeye göre çalışma izni de alırlarsa Türkiye’de muayenehane açabilecek ya da özel bir hastanede çalışabilecek.

İLAÇTA İSKONT ORANLARI
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ilaçlarlarda uygulanacak indirim oranlarında değişikliğe gitti. İlaçta kamu iskonto oranı yüzde 41′e çıkınca, eczanelerde kriz yaşanmaya başladı. Hastalar özellikle insülin ve kanser ilaçlarına ulaşmada zorluk yaşadı. Piyasada ilaç sıkıntısına neden olan ‘iskonto’ krizine ilaç sanayine uygulanan yüzde 18’lik KDV’nin 8’e çekilmesi ile çözüm bulundu.

İLAÇTA KATKI PAYI
İlaçta katılım payı getiren, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırladığı yasa tasarısı Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçti. Buna göre hastalar, aile hekimlerince yazılanlar dahil olmak üzere reçetede yer alan üç kalem ilaç için 3 TL, ilave her kalem ilaç için 1 TL ödeyecek.

AKILCI İLAÇ KULLANIMI
Sağlık Bakanlığı aşırı ve gereksiz ilaç kullanımına karşı ‘Akılcı İlaç Kullanımı’ projesini hayata geçirdi.

BİSFENOL A TEHLİKESİ
HABERTÜRK Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı’nın “Pet şişelerden kurtulun” başlıklı yazısı ile gündeme gelen pet şişe ve plastik damacanadaki kanser tehlikesi tüm Türkiye’de tartışma yarattı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kanserojen olabileceği şüphesi üzerine AB ile paralel olarak, bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde Bisfenol A (BPA) kullanımını yasakladı

NEGATİF PERFORMANS
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, reçetelere gereksiz ilaç yazılmasının önüne geçilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın hekimlere yönelik ‘negatif performans’ çalışması başlattığını söyledi.

DÖNER SERMAYE DEĞİŞİKLİĞİ PROTESTOLARA NEDEN OLDU
Sağlık Bakanlığının, 6 Temmuz’daki Döner Sermaye Yönetmeliğinde yaptığı değişiklikle, hekimlerin kadro unvan katsayıları yükseltilerek, döner sermayeden aldıkları pay artırılırken, hekim dışı çalışanların mağdur edildiği öne sürülerek değişiklik protesto edildi.

AİLE HEKİMLİĞİ
Aile hekimliği uygulamasının yaygınlaşmasıyla Türkiye’nin sağlık haritası oluşturuldu. Hastalık bilgilerinin tek bir hekim tarafından kaydedilmesi, bu bilgilerin elektronik bilgi havuzunda toplanmasıyla Sağlık Bakanlığı’nın hangi ilacın kaç kutu yazıldığını, hangi hastalığın hangi bölgede ne kadar olduğunu görebilmesi sağlandı.

BİYOMETRİK KİMLİK DOĞRULAMA SİSTEMİ
Sosyal Güvenlik Kurumu, sağlık karnesinin ardından vatandaşlık numarasıyla da ‘hayali muayenelerin’ önüne geçemeyince Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi’ni (avuç içi damar izi taraması) 2012 yılının ikinci yarısında uygulamaya sokacak. Buna göre; hasta avuç içindeki haritasını okutturacak ve kimlik bilgileri ile kontrol yapılacak. İlk müracaatta avuç içindeki damar haritası rakamsal kodlara dönüşerek veri tabanına aktarılacak ve bunun karşılığındaki kimlik bilgileri daha sonraki müracaatlarda kimlik doğrulaması yapılarak muayene için provizyon verilecek.

BORÇLAR SİLİNİYOR
Sağlık Bakanlığı, ”sosyal güvenceden yararlanamayan vatandaşların hastanelere olan borçlarının silineceğini” bildirdi. Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, üniversite hastaneleri dahil kamu hastanelerinde vefat edenlerden ve ödeme gücü bulunmayanların 26 Nisan 2011 tarihine kadar olan tedavi borçlarının silinmesinin öngörüldüğü belirtildi.

RANDEVU SİSTEMİ ÜCRETLENECEK
Sağlık Bakanlığı, yeni yılla birlikte tüm yurtta “Merkezi Hastane Randevu Sistemi”ni (MHRS) hayata geçirecek. Uygulamaya göre Sağlık Bakanlığı’na bağlı 2. ve 3. basamak hastaneler ile ağız ve diş sağlığı merkezlerinden randevu almak isteyenler, artık hastanelerin Türk Telekom hattını değil, “Alo 182 MHRS Çağrı Merkezi”ni arayacak. Vatandaşın karşısına çıkacak olan operatörler, danışmanlık hizmeti de sunarak, istenilen hastane ve doktor için randevu verecek. Ancak Alo 182 MHRS Çağrı Merkezi’ni arayarak canlı operatörle yapılan her görüşmenin bedeli yaklaşık 4 lira, ortalama süresi ise 7 dakika olcak.

TRAFİK KAZASI GEÇİRENLERİN TEDAVİSİ DEVLETTEN
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), çıkarılan torba yasanın ardından, trafik kazalarında yaralıların tedavi giderlerinin karşılanmasına yönelik genelge yayımladı. Genelgede,”Trafik kazasının oluş tarihine ve kazazedenin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın 25 Şubattan itibaren üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarınca verilecek tüm sağlık hizmet bedelleri Kurumca karşılanacak” denildi.

YEŞİL KART TARİH OLUYOR
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK)’nın yaptığı yeni düzenleme çerçevesinde, yeşil kart sahipleri ile hiçbir sosyal güvencesi olmayan kişilerin, 1 Ocak 2012 tarihi itibariyle Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamına alınacak. Yeşil kartın tarihe karışacağı uygulama ile yeşil kartlıların yılbaşından itibaren özel hastaneler ile üniversite hastanelerine de gitmesi mümkün olacak.

CEP TELEFONU KANSER YAPAR UYARISI
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Kanser Araştırmaları Kurumu, cep telefonu ve kablosuz iletişimin beyin kanserine neden olabileceğini açıkladı.

TÜRK DOKTORA EMMY ÖDÜLÜ
“The Doctor Oz Show” izlenme rekorları kırdı. Time’ a kapak oldu, ardından “en bilgilendirici talk şov” ve “en iyi talk şovcu” dallarında iki Emmy ödülü aldı.

GRİPLE MÜCADELE
Science Express isimli tıp dergisinde yayınlanan ve grip virüsü ile enfekte edilen fareler üzerinde yapılan araştırmada tüm A tipi grip virüslerine karşı etkili olan bir antikor tespit edildi ve bu antikorun tedavide de işe yarayabileceği ortaya çıktı.

DOKTORLARIN GÜVEN SORUNU
Türk Tabipler Birliği’nin yaptığı bir ankete göre; doktorların yüzde 56’sı defansif tıp yöntemini benimsediklerini, yüzde 53.1′i ise hasta muayene veya tedavi ederken kendilerini yetersiz hissettiklerini söyledi.

OBEZİTE İLE MÜCADELE
Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı okul kantinlerinde hamburger, hazır meyve suyu, enerji içeceği ve kızartma gibi ürünlerin satılmaması kararı aldı. Öğrencilerin sağlıklı beslenmesini sağlamak amacıyla yürütülen çalışma kapsamında kantinlerde ayran, yoğurt, meyve ve taze sıkılmış meyve suyu satışı zorunlu hale getirilecek.

DENGE BİLEKLİĞİ TARTIŞMASI
“Vücudu dengeler” sloganıyla satılan bileklik, Mayo Clinic’in, “Bilimsel hiçbir tarafı yok” araştırması sonucu tazminat davalarına konu oldu.

EMEKLİ GENERALLERDE OBEZİTE MUHTİRASI
Amerika’da, üst düzey 130 emekli general, amiral ve subaydan oluşan bir grup, “Too Fat to Fight” başlıklı yazı ile, 17-24 arasında olan 9 milyondan fazla gencin isteseler bile şişmanlık yüzünden askere alınmalarının mümkün olmadığını, bunun ülke güvenliği için ciddi bir tehlike yarattığını ve acil tedbirler alınması gerektiğini vurgulandı.

TIP KONGRELERİNE BAKANLIK AYARI
Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı yönetmelik ile devlet hastanelerinde çalışan doktorların yurt içi ve dışı kongrelere katılımı denetim altına alınırken, ilaç firmalarının tıbbi kongrelere desteği, doktor başına yılda 5 defayla sınırlandırıldı. Ocak ayında yürürlüğe girecek yönetmelikle turizm mevsiminde kongre düzenlenmesinin de önüne geçiliyor.

GRİP AŞISI
Minnesota Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan bir analiz, bugüne kadar aşı olanların gripten yüzde 70-90 oranında korunduğu iddialarının gerçek olmadığını ortaya koydu.
1967 senesinden beri grip aşılarıyla alâkalı 5.707 makalenin tarandığı ve bunlar içinde bilimsel bakımdan tam yeterli bulunan 31 tanesinin değerlendirdiği analize göre, grip aşılarının 18-65 yaş arasındaki sağlıklı erişkinlerdeki etkinliği sadece yüzde 59.

KOLESTEROL TARTIŞMASI
İlk olarak HABERTÜRK’ün yayınları ile gündeme gelen kolesterol tartışmasında, kolesterolü düşürmek için kullanılan statinlerin hekimleri ikiye bölmesi üzerine SGK, statin, hipertansiyon, antibiyotik ve mide ilaçları için düzenleme yapılmasını kararlaştırdı. İlaç harcamaları içinde önemli yer tutan bu ilaçların kullanımına sınırlama getirmek için yapılan düzenlemeyle, bu ilaçları sadece uzman hekimler tarafından yazabileceği şartı getirildi.

ÖZEL HASTANELERİN ACİLLERİ ÜCRETSİZ
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), sadece birkaç branşta kendisiyle sözleşme imzalayan özel hastanelerin acillerini vatandaşa ücretsiz hale getiriyor. Sözleşme taslağı hazırlayan SGK, kısmi sözleşmeli hastanelerden, acile gelen her hastaya ücret almadan bakmasını istedi. Yeni sözleşme 1 Ocak 2012′den itibaren geçerli olacak.

ÖZEL HASTANELERDE 9 HASTALIK İÇİN ÜCRET ÖDENMEYECEK
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile özel sağlık kuruluşları arasında imzalanan 2012 yılı sözleşmesi ile hastalar;
1-Acil haller nedeniyle sunulan sağlık hizmetleri.
2-Yoğun bakım hizmetleri.
3-Yanık tedavisi hizmetleri.
4-Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi, radyo izotop tedavileri).
5-Yeni doğana verilen sağlık hizmetleri.
6-Organ doku ve kök hücre nakilleri.
7-Doğumsal anomaliler için yapılan cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri.
8-Diyaliz tedavileri.
9-Kardiyovasküler cerrahi işlemleri için ücret ödemeyecekler.

SİLİKON SKANDALI
Kanser yaptığı tespit edilen PIP marka sanayi tipi silikonun Fransa’da üretilerek tüm dünyaya satıldığı ortaya çıktı. Fransa Sağlık Bakanı Xavier Bertrand, PIP marka göğüs silikonlarının, “önlem amacıyla ve aciliyeti olmadan” çıkarılmasını tavsiye etti. Uluslararası polis teşkilatı İnterpol, PIP marka göğüs silikonlarını üreten şirketin kurucusu Jean-Claude Mas’ın yakalanması için “kırmızı bülten” yayınladı. Türkiye’de de en az 300 kadına sanayi tipi silikon takıldığı öne sürüldü. Uzmanlar, göğüs estetiği yaptıranlara, hekimleri ile görüşmeleri ve kullanılan silikonun sertifikasını almaları uyarısında bulundu.
AA

Tunceli’de PKK’ya operasyon

Tunceli’de 6 terörist ölü ele geçirildi

Tunceli Valisi Mustafa Taşkesen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkeze bağlı Başakçı köyü kırsalında, arazi taraması yapan güvenlik güçleriyle bir grup terörist arasında çatışma çıktığını kaydetti.

Vali Taşkesen, çatışmada 6 teröristin etkisiz hale getirildiğini, bölgede operasyonların hava destekli sürdüğünü açıkladı.

AA

 

Kanlı banka soygunu: 5 ölü!

Ukrayna tarihinin en kanlı banka soygununda 5 kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna’nın Donetsk kentinde, VIP müşterilere hizmet veren bir bankaya silahlı kişiler tarafından düzenlenen baskında 4′ü kadın 5 kişi vurularak öldürüldü.

Yerel polis yetkilileri, yapılan ihbar üzerine geldikleri bankanın kasalarının boşaltıldığını ve genç yaştaki 4 kadın çalışanıyla 1 bekçisini ölü olarak bulduklarını kaydetti.

Çalınan paranın miktarına ilişkin bilgi vermeyen banka yetkilileri, soygun sonrasında halen kasalarda paranın kaldığını söyledi.

Soyguncuları ihbar edenlere 1 milyon Hrivna (yaklaşık 237 bin TL) para ödülü verileceği belirtildi.

AA

 

“Eurovision’a gidecek olana üzülüyorum”

Sibel Tüzün, 20. yılını doldurdu. Hem bunu kutlamak için hem de 20. yılına dair bilgiler almak için yanına gittik ve güzel bir sohbete başladık… İşte Sibel Tüzün’ün değerlendirmeleri

Sibel Tüzün… İpek gibi sesi, şahane yorumu ile bizi her zaman en özel duygulara iten o isim. İlk önce ‘Ah Biz Kızlar’ albümüyle bize ‘merhaba’ dedi. Ve merhaba dediğinden bu yana hayatımızda yer alıyor.

Sonra ‘Nefes Kesen Aşklar’ albümüyle resmen soluğumuzu kesti. ‘Hayat Buysa Ben Yokum Bu Yolda’ o yıl herkesin dilinde slogan olmuştu. Sonra ‘Yine Yalnızım’ dedi ve bizi hiç ummadığımız yerlere sürükledi.

‘Kırmızı’ albümüyle ise o döneme gerçekten damga vurdu.’Hakikaten sever misin beni’, ‘Kırmızı’ ve ‘Yediveren Gülü’ o yılın en çok dinlenilen müzik listelerini alt üst ederek, birinci sırada yer aldı. Ve ‘Saten’ albümüyle Erkeklere ne kadar güvenmemiz gerektiğini ‘Erkekleri Tanıyın’ şarkısıyla anlattı. ‘Malesef’ ve ‘Sana Anlatmam Lazım’ ise bir kere daha bize,  yorumculuğunun ne kadar kuvvetli olduğunu gösterdi.

20. yılınızı kutlayan biri olarak, 20 yılda sizce müzik piyasasında neler değişti?
Çok şey değişti… 1990′ların başı itibariyle aslında bizim dönem popçular müzik piyasasına girdi… İşte Levent, Sertap, ben, Aşkın, İzel, Harun Kolçak daha bir sürü arkadaşımız var ayıp olmasın. Sonra müzik kanalları açıldı, arkasından özel radyolar başladı onlarda yoktu bizim dönemimizde. Müzik piyasası ilk defa Unkapanı’ndan çıkıp ilk defa büyük binalarda tek patronlu işlerden kurtulup görev dağılımı olan yurt dışındaki gibi artist repertuar direktörü olan, basın halkla ilişkileri olan, böyle bir yapılanmaya başladı… Video klipler girdi hayatımıza, ki onlarda yoktu… Bir kere teknik ve temel olarak bunlar 90′ların başlamasıyla birden arka arkaya her şey birbirini tetikledi, değişti ve gelişti. Birden bire hayatımıza giriverdi.

Sonra internet geldi hayatımıza.. Müzik piyasası açısından internetin ilk gelişine ben çok sevinenlerdenim.  Çünkü birçok yeni grubun, genç insanın bestelerini paylaşacabilecekleri bir mecra yoktu yada yaptıkları müzikleri kötü de olsa, stüdyo kayıtlarını yada demolarını paylaşabilecekleri, tanıtabilecekleri bir mecra çıktı ortaya. İlk başta o da güzeldi fakat onda da manipületif hareketler başladı.. Hani bundan sonra nereye gidicez bilmiyorum ama bütün bu gelişmelerin hepsini çok olumlu karşılıyorum.. Bir tek her konuda manipülasyonun önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bir çok konuda ilkleri hep siz başlattınız. Kimsede olmayan şeyleri ilk sizde gördük.. Bunlar kimin düşünceleriyle ortaya çıkıyor?
Bunlar benim başımın altından çıkıyor aslında. Değişik şeyleri yapmayı kendimi geliştirmeyi seviyorum, tekrar işler yapmaktan hoşlanmıyorum. Yurt dışını çok takip ediyorum. Neticede sektör olarak biz onlar kadar büyük olmadığımız için, onlar hep önden gidiyor.. Orada var olan yapılan şeyleri bazen burada uygulamaya çalışıyorum, bazen de hiç yapılmayan Amerika’yı yeniden keşfetmek olarak tabir ediceğimiz şeyleri de yapmaya çalışıyorum. İlk olunca biraz zorlanıyosun, önce derdini anlatmakta zorlanıyosun. Hani örnek teşkil ediyosun aslında, galiba keyifli bişey ama yoruluyosun tabi onları uygularken..

İlk plağı ben çıkarttım. ‘Hayat buysa ben yokum bu yolda’ prodüksiyonu yine bir dönem Türkiye’de hiç plak çıkmıyordu, basılmıyordu da zaten.. Onu araştırdım buldum, Çek Cumhuriyeti’nde basılıyormuş.. Yurt dışında masteringi yapıldı o albümün.. Plak için ayrıca bir mastering yapılması gerekiyordu. Onu da orada yaptırdık sonra bastırdık, sonra işte plak basıldı bu sefer Türkiye’ye nasıl girecek, ne olucak, gümrüktü şuydu buydu sıkıntılar çıktı.. Sonra getirdik buraya müzik marketlere dağıtıyoruz. Plak sergileyebilecekleri yer yok.

90′lı yıllların müziklerinin kalıcı olduğu gibi şu anki müziklerinde kalıcı olabileceğini de düşünebiliyor musunuz?
Bir kısmı muhakkak kalacaktır. Müziğin ben şarkıların zamanla değerlendiğini düşünüyorum. Zamanla derken aslında onları dinlerken bizim yaşadığımız hayatlar, anılar, şarkılarla paralel oluşturduğumuz anılar.

İlk 1990′lı yıllarda bizler albüm çıkarttığımızda ”Popçular mantar gibi türüyor, nerde o eski şarkılar, bunlar böyle gık gık sesler” gibi eleştiriler oldu. O zaman çünkü orkestra hitler falan kullanıyoduk çünkü.. O dönemdeki orta yaşa aşağı yukarı, bizim müziklerimiz tuhaf gelmişti açıkçası.

Ama yıllar geçti, o müziklerle 2 – 3 tane jenerasyon büyüdü ve hep anılar oluştu, şimdi o şarkılar arasında sadece benim yaptıklarım değil dönem itibariyle bir sürü unutulmayan ve artık klasik olmuş şarkılar var. Güzel şarkılar var ve kalacaktır onlar ama dediğim gibi bir kısmı, hepsine birşey diyemeyeceğim.

Poptan tutunda jazz’a kadar her tarz mzüik yapmış biri olarak hangisi sizi daha çok yansıtıyor? Her popçu rock yapmaz…
Artık yapıyorlar aslında.. Hayko Cepkin gidip çok alternatif işlere imza atabiliyor. Ya da Nilüfer şarkılarını rock versiyonuyla çıkartabiliyor. İlk olduğun zaman hem teknik sorunlarla karşılaşıyorsun, hem insanlara derdini anlatmakta da biraz sıkıntı çekiyosun. Hepimiz öyleyiz aslında alışkanlıklarımızla rahat ediyoruz.. Ben biraz ezber bozanım, alışkanlıkların dışına çıkmaya çalışan bir kadınım. Dolasıyla, ilk şeyleri ben göğüsle karşılıyorum, yumuşatıyorum ondan sonra gelenler çok rahat ediyorlar

Beni hangisi yansıtıyor dersen, benim işimin büyük kısmı yorumculuk ben ilk başta yorumculukla başladım, ondan sonrasında bestecilik, söz yazarlığı prodüktörlüğü zaman içinde öğrendim ya da yapmaya başladım. Bir yorumcunun işide şarkı yorumlamaktır. Aslında bunun tarzıda hiç önemli değildir. Hepsini söylemekten aynı hazzı alıyorum. Pop tarzı söylerken gülmekten ağzım kapanmıyor mutluluktan..

Unutamadığınız değişik bir anınız var mı?
Değişik anılarımdan şey vardır. Fenerbahçe’nin ilk marşı… Sevgili Murat Bardakçı’nın programı vardı, o dönemde de çok yoğunuz, sabahın 7′sinde falan kayda gittik. Ve nasıl zor, nasıl eski bir tarihte yazılmış Fenerbahçe Marşı. Murat Bey tambur çaldı, ben de seslendirdim. Hiç önceden prova yapma şanşımız yoktu, şarkının kayıtlı hali yok zaten..

Notaları açtık önümüze. Klasik Türk Musikisi notalarını, ben önce deşifre ettim, iki kere prova yaptık ve sabahın 7′sinde ben şarkı söyledim, çok büyük bir keyifti.

Dövmelerinizin anlamları nedir?
Sol kolumdaki Mısır güneş tanrısı Ra’nın gözü.. Güneş enerjisini insanlara verdiğine inanılır. Onun böyle ışınlarından pozitif enerji alındığı söylenir. Ve çok seviyorum onu. Sağ kolumdaki amozon kadınlarının savaşa giderlerken Kızıldereliler nasıl yüzlerini boyuyorsa, onlar da bakır bir takım aksesuarlarla savaşa hazırlanırlarmış, güç versin kendilerine diye ve pazubantlar takarlarmış.. Bir tane de sol ayağımda nazar boncuğu var, o da dost başa düşman ayağa bakarmış, o kadar yani…

Saçlarınızı neden kazıttınız?
Onunda bir tek nedeni var aslında. Rasta yaptırmıştım ben saçlarıma. Balmumundan yapılan bir şey ve bir süre sonra saç kökleriniz inanılmaz güçsüzleşiyor ve çok kısa kestirmem gerekiyordu.. 2-3 numara olması gerekiyor. Öyle kesilince de çok bir acayip oldu. Açıkçası ben dedim ki ‘kazıyalım’. Sonra çok güzel çıktı saçlarım.

Bazı sanatçılar gibi müziği bırakmak için bir yaş belirlediniz mi?
Yok, ben bırakmak istemiyorum. Fakat yine müzikle ilgili başka konularda aktif olmak istiyorum. Şarkı söylemeden ben bir şarkıcının yaşayabileceğine pek inanmıyorum, mutsuz olurum. Şarkı söylemek her zaman hayatımda olacak, beste ve söz yazmak olacak. Ama ağırlığını git gide azaltarak sahneyle ilgili bir kaç projem var. 2012 itibariyle uyguladığımız zaman sizlerle paylaşmış olacağız.

Hamileyken klip çekmeniz bayağı olay oldu…
Evet değişik karşılandı ama orada benim dikkatimi çeken, hamile kalınca tuhaf bir şekilde hamileliğin insanlar arasında hastalık gibi algılandığını gördüm. Sanki sen hasta biriymişsin gibi bir muamele vardı. Hamilelik bir hastalık değil ki. Aslında kadınların çok keyifli geçirebileceği bir dönem ve birçok kadın bunun rahatsızlığını içinden içinden yaşıyor. Hamileyken ‘daha az sokaklarda ol’ gibi durumlar var. Bunun saçma olduğunu düşündüm ve bir şekilde o insanlara da, o anlamda bir rol-model olabilirdim. Evet siz hamileyken de güzelsiniz, hamile olmak çok mucizevi bir şey ve asla bir hastalık olarak görmemelisiniz.

70 kiloydum ben o klibi çektiğimde ve kilo almaktan dolayı sıkıntılar yaşanılacak bir dönem değil, çok keyifle kavuşma anını bekleyeceğiniz bir dönem. Onları gözlemleyince böyle bir klip çekme fikri geldi. Ve yerine de ulaştı, hamilelerden çok olumlu tepkiler geldi. Ben gerçeklerden uzak durmayı sevmiyorum.

Çocuğunuz olduktan sonra hayatınızda neler değişti?
Bütün hayat değişti, her şey değişti. Eskiden çok yoğun bir günün sonunda eve gideyim, bir kahve koyayım, ayaklarımı uzatayım derken şimdi gideyim kızımı yiyeyim, ödevleri varsa ona yardım edeyim gibi başka bir boyuttayım. Sorumluluklar, heyecanlar ve günün ritmi tamamen değişti. Her sabah 6′da kalkıyorum. Ve mutluluğum değişti tabii ki, çok mutluyum.

Okan Bayülgen kızımı Fransız mürebbiyelerle büyüttüm dedi. Siz bu tarz bir eğitimden yana mısınız?
Ben mürebbiye ya da bakıcı hiç kullanmadım. Ben ve babası, dönem dönem ihtiyaç duyduğumuzda,Eurovision gibi yoğun çalışılan zamanda annem devreye girdi. Evimizde tabii ki bir yardımcı var genel anlamda ev işlerine yardım edecek ama bakıcı hiçbir zaman kullanmadım ben, istemedim de. Ne kadar onla birebir kalabiliyorsam önemli birşey benim için.

Eurovision’u kazanamamanızın ardındaki sebep nedir?
Biz de Eurovision’a şöyle bir yaklaşım var; her sene kazanmamız gerekiyor gibi bir durum oluşuyor. Böyle birşey ne realite olarak ne istatistik olarak mümkün değil. Özellikle oylama sistemlerinin de değişiklikleri zaten bunu mümkün kılamıyor. Kaldı ki, biz böyle bir şeyi gerçekleştirmeye çalışsak da, buna EBU (Avrupa Yayın Birliği) izin vermez. Her sene aynı ülkenin kazanması gibi birşey hiçbir anlamda mümkün değil. Burada olabildiğince iyi dereceler almak önemlidir.

Eurovision dünyanın en çok izlenen televizyon şovudur. Yine dünyadaki en büyük müzik etkinliğidir. Genel olarak Avrupa ülkelerinde de festival havasında geçmekte. Fakat bizde yılın olayı oluyor.  Öyle olunca amaçlar ve söylemler sapıyor. Bunu böyle kabul etsek, aslında ne kadar rahat edeceğiz hep birlikte.

Eurovision’da katılan sanatçıların kilolarını, boyunu, saç rengini sorguluyoruz. Bana tuhaf geliyor. Başka şeyler yapıp, belki sistemi sorgulayıp, bunu Türkiye’nin tanıtımı için nasıl bir hale getirebiliriz o önemli.  Biz  bunu yapamıyoruz.

Aralık geldi hala kimin gideceği belli değil. Bu insan çıkacak şarkı hazırlayacak, kayıtlarını yapacak,TRT bunu seçecek, son hali yarışma için hazırlayacak, video klibini çekecek, kostümünü koreografisini hazırlayacak, 43 tane ülkedeki PR planını yapacak…

Ben bu sene gidecek kim olursa olsun çok üzülüyorum.  O kadar yük ve sıkıntı ki.. Niye Aralık’a kalıyor?  Başka ülkeler, çoğu seçti bitti. Sistemimiz yok. Merkür’le Venüs birlikte olacak da anca öyle kazanacağız. Mor ve Ötesi, Athena ve Manga hepsi yurt dışında bir şey yapabilecek derecedeler fakat süre yetersiz.

Eurovision’a gitmeyenler için ne diyorsunuz? 
Ben askerlik gibi görüyorum. Ama katılmak istemeyenlerin kendi tercihi. Ama sanatçılar desteklenmiyor. Nasıl ki bir milli maçta tüm Türkiye kenetleniyorsa bunda da kenetlenmesi lazım herkesin. Ki müzik futboldan daha kalıcı birşey.

Türkiye’de müzik piyasasından hiç silinmeyecek 3 isim söyleyebilir misiniz?
3′ten fazla var. Ama Sezen Aksu, Kayahan, Ajda Pekkan silinmez.

Yeri doldurulamayacak biri var mı?
Öyle birşey yok. Her dönem kendi hitlerini yaratır, kendi müzisyen ve şarkıcılarını yaratır. Bu bir döngü, bence yapılan hiçbir iş artık kaybolmayacak. Coverlarla müzik sektörü tekrarlamaya başladı. Kimse için silinir kaybolur, yok olur diye düşünmüyorum

‘Van İçin Pop’ sizce geç kalınmış bir proje mi ?
Tabii, kesinlikle geri kalındı. Rockçıların birleşmesi Twitter’dan oldu ve hemen organize oldular. Çokta güzel bir konserdi ve canlı çalındı. Pop müzikçilerin niye geç kaldığını bilmiyorum. Bana da teklif çok sonradan geldi. Ama oradan toplanan paralar Van’da bir öğretmen evi yapımına aktarılıyor. Dolayısıyla gecikmişte olsa bunu organize eden herkese teşekkür etmek lazım.

Bengü’nün en son sahneye çıkması olay oldu. Buna ne diyorsunuz?
Olay oldu da, benim bildiğim yanlışsam düzelt. Canlı yayın olduğu için zannediyorum bir sanatçıda gecikme yaşandı Bengü’den sonra çıkacak olan sanatçıda. Dolayısıyla Bengü 2 şarkı söylemek durumunda kaldı.  Ayrıca da bir şey farketmez. Neticeye bakmak lazım. Sonuçta oraya bir para toplandımı toplandı. Bizim işin bu  tarafında olmamız lazım. Biz hep başka şeylere takılıp hayatta ki esası kaçırıyoruz.

2012′den beklentileriniz nelerdir?
Pek güzel şeyler bekliyoruz, kötü bir şey bekleyen yoktur heralde. Daha olumlu daha tahammüllü, bereketli, biraz daha insanların birbirine bir şeyler katabileceği bir yıl olsun istiyorum. Zor bir yıl olacağını herkes söylüyor. Her şey zorlaşacaksa bizim de daha tahammüllü olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu yıl her açıdan çok olaylı geçti. İşte bunlar acaba tesadüf mü diyorum acaba? Bu kadar olayın olması, artık bence dünya diyor ki ”bir dakika bir kendinize gelin, en ufak şey de birbirinizin gözünüzü oyuyorsunuz”

2012′yi nerede ve naıl karşılayacaksınız?
Antakya’da sahnede olacağım. Kızımdan uzak olacağım sonra sabah 4 uçağıyla dönücem ve pazar günü kızımla kutlayacağız.

 

AA

Alper Potuk transferinde pürüz çıktı!

Yönetim Kurulu Üyesi Temelli’den açıklama
Fenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Temelli, Eskişehirspor’dan kadrolarına katmak için görüşmelerini sürdürdükleri Alper Potuk’un transferinde pürüz çıktığını ifade etti.

Sarı-lacivertli yönetici, twitter’daki hesabında taraftarların transfer çalışmalarıyla ilgili sorularına cevap verirken, Alper’in transferinde pürüz çıktığını kaydetti.

Temelli, bir taraftarın ”Niye pürüz çıktı” şeklindeki sorusuna verdiği cevapta, ”Alper’in alacağı rakamda pürüz çıktı” dedi.

Transferdeki pürüzle ilgili bir soru üzerine de ”Para değil dengeler önemli” şeklinde cevap veren Fenerbahçeli yönetici, Alper’e verilecek rakamın, takımdaki diğer oyuncuların aldıkları ücretlerle dengeli olması gerektiğini ifade etti.

Temelli, ”Aşılamayacak bir pürüz mü?” biçimindeki soruya da ”Çözülebilir, Alper’e bağlı” şeklinde cevap verdi.

Bu arada Temelli, anlaşma sağlandığı ifade edilen Özgür Çek’in transferinde ise bir sorun olmadığını kaydetti.

Öte yandan Fenerbahçeli yönetici, yabancı oyuncu transferiyle ilgili olarak ”Salı, çarşamba belli olur” ifadelerini kullandı.

AA

 

HT Ekonomi’nin gözlüğünden 2011!

2011′de ekonomiyi HABERTURK’dan izleyenler, dünyayı ve Türkiye’yi bu gözlükle gördü

Ekonomi gazetecileri açısından en zor yıllardan biri geride kaldı.

Bir yandan bölgesinde ekonomik bir güç haline gelmeyi hedefine koymuş, diğer yandansa global gücünü dünyaya kabul ettirmeyi kafasına koymuş bir ülke olarak Türkiye, 2011′de “tarihte ilk” cümlesini bizlere bol bol söyletti.

Global krizin giderek derinleştiği yılda gün geçmedi ki yeni bir flaş haber, yeni bir SON DAKİKA haberi gelmesin.

Değişen para ve ekonomi politikaları, iflas eden ülkeler, çökme noktasına gelen sistemler… Hepsi birbiri içine girdi. Daha önceki yıllarda pek de ciddiye alınmayan türden haberler 2011′de bir anda piyasaların seyrini tamamen değiştirebilecek, bazen deprem bazense ralli yaptırabilecek haberler haline geldi.

Fakat bu karmaşık, yoğun, heyecanlı ve yorucu gündem içerisinde ana resmi görmek, bir haberien doğru zamanda, en hızlı, en çarpıcı, en analitik, en… en… görmek en önemli görevimiz oldu. Haber kirliliğini doğru süzgeçten geçirerek okuyucuyu boğmamakla, hiçbir önemli haberi atlamamak arasında gidip gelen bir yıl oldu 2011. Ve sonuçta bu gündemi HABERTURK Ekonomi Servisi’nin sayfalarından takip edenler 2011′i işte bu gözlüklerden izledi…

AA

Youtube’a rakip oluyor!

Microsoft, Youtube’un video tekelini kırmak için harekete geçti ve video arama sayfası VideoSurf’ü satın aldı
Microsoft, video arama sayfası VideoSurf’ü satın aldı. NTVmsnbc’nin İsrail’de yayın yapan Globes isimli haber sitesine dayandırdığı haberine göreMicrosoft’un bu alım için ne kadar meblağı gözden çıkardığı henüz belli değil.

Ancak TechCrunch Europe’ta yayınlanan bir rapora göre Microsoft, bu alım için 70 milyon doları gözden çıkarmış durumda.

Microsoft’un bu alımda Bing’i güçlendirip Google’ın yaptığı gibi video portalı üzerine odaklanacağı konuşuluyor.

VideoSurf 2006 yılında California’da kuruldu ve halihazırda 35 çalışanı bulunuyor.

AA

SGK sözleşmeleri yeniledi

1 Ocakta yürürlüğe girecek yeni düzenlemeyle özel hastanelere, Sağlık Bakanlığının izniyle yaptıkları kampanya ya da tarama çerçevesinde check-up’tan geçirdikleri kişileri kuruma bildirme zorunluluğu getirildi

SGK’nın özel hastanelerle yaptığı ”2012 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi”ne göre özel hastaneler reklam, kampanya ve yönlendirme yapamayacak.

Sağlık hizmeti sunucularınca Sağlık Bakanlığından izin alınmak suretiyle gerçekleştirilecek kampanya ya da tarama kapsamında check-up, tetkik, tahlil ya da tedavileri yapılanların isimleri ve T.C. kimlik numaraları, liste halinde ve/veya elektronik ortamda; kampanya başlangıç ve bitiş tarihleri ile birlikte kampanya ya da taramanın devam ettiği her ayı takip eden ayın 15′ine kadar SGK’ya bildirilecek.

Mevzuata aykırı yersiz talep oluşturacak reklam ve tanıtım yapılamayacak, tespit edilen bu durumlar ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilerek, gelen cevabi yazı uyarınca sözleşme ve kurum mevzuatı çerçevesinde gerekli işlemler yapılacak.

Ayrıca, mevzuata aykırı yersiz talep oluşturacak kampanya ya da tarama da yapılamayacak.

Sağlık hizmet sunucuları, simsar ve benzeri yönlendirici personel bulunduramayacak ve yönlendirme yapamayacak.

CEZALARLA İLGİLİ DÜZENLEME
Cezalarda tekerrür uygulamasına son verilen yeni düzenlenen sözleşmede, bazı fiillerle ilgili hastanenin cirosu ile orantılı cezalar öngörüldü.

Hasta ya da yakınından mevzuata aykırı şekilde ilave ücret alındığı tespit edildiği takdirde, ilave ücret alınan her bir hasta için, cezanın tebliğ edildiği tarihten önceki 1 yıllık fatura ortalaması 100 bin liraya kadar olanlara bin lira, 100 bin-500 bin lira arasındakilere 2 bin lira, 500 bin-1 milyon lira arasındakilere 4 bin lira, 1 milyon lira ve üzerindekilere ise 6 bin liradan az olmamak üzere, fazla alınan ilave ücret bedelinin 5 katı ceza uygulanacak.

Ancak fazla alınan ilave ücret ilgiye iade edilirse öngörülen ceza yarıya düşecek.

Yapılan işlemin ait olduğu branş dışında başka bir branşta kuruma fatura edildiği belirlenirse de her bir takip için 3 bin liradan az olmamak üzere işlem bedelinin 5 katı ceza verilecek.

Kuruma fatura edilmemesi gereken bir işlemin fatura edilmesi halinde de bir fatura döneminde 3 bin liradan az olmamak üzere işlem bedelinin 5 katı ceza uygulanacak.

Sözleşmenin bazı hükümlerinin ihlali halinde de özel sağlık kuruluşuna 3-20 bin lira arasında değişen cezalar verilecek.

Özel hastanenin sözleşme feshine itirazı halinde, işlemin ve cezai şartın uygulaması durdurulacak.

TAHKİME GİDİLEBİLECEK
Sağlık hizmeti sunucuları, sözleşmeye istinaden uygulanacak 1 yıl süreli fesih işlemleri ile 100 bin lira üzerindeki cezai şarta ilişkin süre, tutar ya da fiiller hususunda oluşacak anlaşmazlıklar için itiraz süreçlerinin tamamlanmasını müteakip tahkime başvurabilecek.

Bu maddenin yürürlük tarihi ile diğer usul ve esasları kurum daha sonra belirleyecek.

Bir fatura döneminde tespit edilen, aynı veya farklı her fiil için ayrı ayrı cezai şart uygulanacak.

Ancak bazı fiillerle ilgili öngörülen cezai şart tutarları hariç, bir fatura dönemindeki işlemlerle ilgili uygulanacak cezai şart toplamı, ilgili fatura döneminden önceki son 1 yıllık fatura tutarı ortalamasının yüzde 30′unu geçemeyecek.

Yeni sözleşmeyle ayrıca özel hastanelerde çalışan hekimlere, sözleşmeye aykırı bazı fiilleri kasten işledikleri tespit edilirse cezai müeyyideler uygulanacak.

Kasıtlı olarak faturalama ihlali yapan, Sağlık Bakanlığının yasakladığı ilaçları reçeteleyen ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunan hekimle ilgili 6 ay süreyle SGK’ya hizmet bildirilemeyecek.

Buradaki takip yükümlülüğü kuruma ait olacak.

SÖZLEŞME FESHİ
Sözleşmenin fesih nedeni belirli maddelerle sınırlı olmak kaydıyla özel hastane, para cezasını öngörülen şartlarda öderse tekrar sözleşme imzalanabilecek.

Buna göre, yapılan işlemle ilgili, 250 bin liradan az olmamak şartıyla, feshin tebliği tarihinden önceki son bir yıllık döneme ait ortalama fatura tutarının, fesih süresinin her bir yılı için 1,5 katının peşin ödenmesi halinde, kurum bu özel hastane ile tekrar sözleşme yapabilecek.

Önceki düzenlemeye göre hangi şartta olursa olsun fesih süresi içinde tekrar sözleşme yapılamıyordu.

Sözleşmesi feshedilen özel hastanenin bu feshe konu olan fiili kasten yaptığı tespit edilen mesul müdürü, sahibi ile anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi ve/veya kurucu ortakları, diğer şirket türlerinde ise ortakları, başka bir özel hastanede bu pozisyonlarda yer aldığı takdirde, kurum, bu kişilerin yeni görev aldığı hastane ile de fesih süresince yeni bir sözleşme yapmayacak.

Yeni sözleşmede cezai işlemlerde dikkate alınacak ”Kasıt unsuru”na da açıklık getirildi.

Bir işlemin kasıtlı sayılabilmesi için bilerek ve isteyerek yapılması, haksız kazanç sağlamak veya kurum zararına sebebiyet vermek amacıyla gerçekleştirilmesi şartı gözetilecek.

Bir fiilin bilerek ve isteyerek yapıldığının var sayılabilmesi için; yapılan işlem ile elde edilen haksız kazancın aynı işlemin tamamı içerisinde önemli bir oranı oluşturması, yapılan işlemin hata ile yapıldığı düşüncesini ortadan kaldıracak kadar tekrarlanmış veya sayısal olarak az olsa bile tutar olarak önemli büyüklükte olması gibi kriterler dikkate alınacak.

Zorunlu durumlarda tanı amaçlı tahlil ve tetkikler için randevu önceki sözleşmede en fazla 10 gün sonraya verilirken, yeni sözleşmeyle bu süre 15 güne çıkarıldı.

AA

 

Yurtta Uludere gerginliği

Şırnak Uludere’de 35 kişinin hayatını kaybettiği olayı protesto etmek için ülkenin bir çok yerinde göstericiler toplandı

Türkiye’nin Irak sınırındaki hava harekatını bahane ederek İstanbul ve Diyarbakır’da izinsiz gösteri düzenleyen gruba polis müdahale ederken, Muş ve Hakkari’de de protesto gösterisine katılanlar polise molotofkokteyli ve havai fişeklerle saldırdı.

İstanbul Taksim Meydanı’nda toplanan bir grup, Irak sınırında meydana gelen olayı protesto etmek amacıyla, sloganlar atarak Tarlabaşı’ndaki BDP İl Başkanlığına doğru yürüyüşe geçti.

Gruptan bazı kişilerin polis araçlarına, otobüslere ve otobüs duraklarına taş atması üzerine, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler panzerden su sıkarak gruba müdahale etti. Kaçarak ara sokaklara dağılan göstericileri bir süre takip eden polis ekipleri biber gazı da kullandı.

Polisin müdahalesi sırasında ilk belirlemelere göre 5 kişi gözaltına alınırken, Taksim Meydanı ve meydana çıkan sokaklardaki güvenlik önlemleri artırıldı.

DİYARBAKIR
Diyarbakır’da BDP İl Başkanlığı binası önünde toplanan bir grup, Irak sınırındaki olayı bahane ederek izinsiz gösteri yapmak istedi. Güvenlik güçlerinin uyarılarına rağmen dağılmayan gruptaki bazı kişiler polise taş, havai fişek ve molotofkokteyli atarak saldırdı.

Bunun üzerine güvenlik güçleri, göstericileri tazyikli su ve biber gazı ile dağıtırken, bazı kişiler gözaltına alındı.

İzinsiz gösterinin ardından olay yerine gelerek güvenlik güçleri ile görüşen BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, polisin müdahalesini eleştirerek, ”Bırak vatandaş kendini biraz döksün, yürüsün. Taş atılmasını ben de istemiyorum. Farz etki yaptı, kime zarar veriyor. Attığı molotof kime gidiyor. Burada ki dükkan benim. Emniyet bu kadar yakın mesafede durup, bu kadar girmesin olaylara. Biraz daha uzaktan kontrol etsin, biraz daha çevrede dursun. Bıraksın biraz vatandaşlar deşarj olsun” dedi.

Bu arada polise ait toplumsal olaylara müdahale aracı, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki alanda çamura saplandı. Araç, olay yerine çağrılan vinçle çıkarıldı.

MUŞ
Muş’ta da Irak sınırındaki olayları protesto etmek için toplanan bir grup İstasyon Caddesi’nde izinsiz gösteri yaptı.

Gurup içindeki yüzü maskeli kişiler caddedeki bir markete taş ve molotofkokteyliyli atarken, olay yerine gelen polise de havai fişeklerle saldırdı.

Polisin müdahale ettiği göstericiler Yeşilyurt Mahallesindeki ara sokaklara kaçarken, bölgeye sevk edilen çok sayıda ekip yoğun güvenlik önlemi aldı.

Öte yandan göstericiler tarafından polise atılan ve sokağa saçılan kömürleri evinde yakmak için toplayan bir vatandaşa da polis engel oldu.

HAKKARİ
Hakkari’de, Irak sınırındaki olayı bahane ederek bazı yollara barikat kuran grup, izinsiz gösteri yapmak istedi.

Olaya müdahale eden güvenlik güçlerine taş, havai fişek ve molotofkokteyli ile saldıran göstericiler, tazyikli su ve gaz bombası kullanılarak dağıtıldı.

Göstericiler ara sokaklara kaçarken, polisin kent merkezindeki güvenlik önlemleri artırıldı.

MERSİN
Mersin’de BDP üyesi bir grup BDP İl Başkanlığı önünde toplanarak, açtıkları pankart ve attıkları sloganlarla Irak sınırındaki olaya tepki gösterdi.

Binanın bulunduğu sokağın her iki tarafı polis tarafından kesilirken, Büyükşehir Belediye binası önüne kadar yürüyerek basın açıklaması yapmak isteyen gruba izin verilmedi.

Polisin ”dağılın” uyarısı üzerine gruptakiler sokakta bir süre oturma eylemi yaptıktan sonra dağıldı.

 

AA

 

Nükleer denizaltında yangın!

Rusya’nın Murmansk limanı yakınlarında bir tersanede tamiratı yapılan nükleer yakıtlı bir denizaltında yangın çıktı

RIA Novosti haber ajansının haberine göre,denizaltında herhangi bir radyasyon sızıntısı tespit edilmedi. Yerel basında çıkan haberlerde, denizaltının kendisinin yandığı söylense de henüz bu haberler doğrulanmadı.

Bölgedeki yetkililer olay yerine 11 yangın ekibi ve birdonanmadan bir ekibin gönderildiğini söyledi.

AA