Alan memnun, veren memnun!

’Rüşvet alan da veren de suçlu’ ilkesi değişiyor. Artık önceden ihbar edilen rüşvet, suç olmayacak. Rüşvet parasını yetkili makama teslim eden ceza almayacak. Rüşvet veren de, pişman olup ihbar ederse yargılanmayacak
TBMM’ye sunulan yargı paketi ile artık rüşvetalmak ve vermek, belli şartlar ile suç sayılmayacak. Gazeteport’un haberine göre, rüşvet parasınıyetkili makama teslim eden ceza almayacak.Rüşvet veren de, pişman olup ihbar ederse yargılanmayacak.

Bugüne kadar uygulanan, ‘’Rüşvet alan da veren de suçlu’’ ilkesi değişiyor ve önceden bildirim ilerüşvet suçuna af geliyor. Bu konuda üç ayrı düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemeler şöyle:

1- Rüşvet alan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi hâlinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi hâlinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.

2- Rüşvet veren veya bu konuda kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi hâlinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.

3- Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.” TBMM’ye sunulan yargı reformu tasarısının rüşvetle ilgili madde gerekçesinde ‘’Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması için, kişiyle anlaşarak kendisine veya başkasına bir menfaat sağlamasıdır. Kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması hâlinde, bu kişi bakımından fiil suç oluşturmaz. Bu durumdaki kişiyi mağdur olarak kabul etmek gerekmektedir’’ denildi.

AA

Mars umudumuz kurudu!

Mars’tan gelen son bilgiler hayal kırıklığı yarattı

İngiliz bilimadamları, Mars’ın yüzeyinin çok uzun bir süredir kuru olduğunu ve herhangi bir yaşam biçiminin gezegenin ancak derinliklerinde söz konusu olabileceğini açıkladı.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Kızıl Gezegen’de yaşamın izlerini araması için gönderdiği uzay aracı Phoenix’in (Zümrüdü Anka Kuşu) getirdiği toprak örneklerini inceleyen bilimadamları,yaklaşık 5 bin yıl önce gezegenin daha sıcak olduğunu ve yüzeyinde su bulunduğunu, ancak bu sürenin Mars’ta yaşamdan söz edebilmek için çok kısa olduğunu ileri sürdü.

Londra’daki Imperial College araştırmacılarının “Geophysical Research Letters” dergisinde yayımlanan raporuna göre Mars’taki toprak,Ay’dakine benzer bir kuraklık sonucu oluşmuş.

Toprak örneklerinin gezegenin kuzey kutbundan alındığını ancak tüm gezegenin aynı tür toprakla kaplı olduğunu kaydeden bilimadamları, Mars’taki kuraklığın milyonlarca yıl devam etmesinin beklendiğini söyledi.

Mars’ta bulunan su, Kızıl Gezegen’de yaşamın var olabileceğine dair umutları artırmıştı.

Bilimadamları, NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) gelecekte Mars’a gönderecekleri uyduların yaşam kanıtı bulmak için gezegenin derinliklerini araştırmaları gerektiğini kaydetti.

AA

Google uygulaması AB’yi de huylandırdı!

27 AB ülkesi “Ertele” dedi. Peki Google ne cevap verdi?

Avrupa Birliği’nin veri koruma yetkilileri Google’dan yeni gizlilik politikasını devreye girme tarihini ertelemesini istedi. Yetkililer taleplerini, Google’ın yeni kurallarını inceleyip bunların birliğin veri güvenliği/gizliliği politikalarına ters düşmediğinden emin olmak istemelerine dayandırdı.

Google geçen hafta, email hesapları, arama motoru ve diğer servislerinden elde ettiği kullanıcı datalarını nasıl kullanacağını düzenleyen yeni birgizlilik politikasına geçeceğini duyurmuştu. Dünya çapındaki tüm kullanıcılar için geçerli olacak yeni güvenlik uygulaması için 1 Mart olarak tespit edilen başlangıç tarihi ertelenmek zorunda kalabilir.
Google’ın üst düzey yöneticisi Larry Page’e bir mektup gönderen AB gizlilik yönetmeliğini düzenleyen grubun başkanı Jacob Kohnstamm, Fransa veri koruma birimimin Google’ın yeni gizlilik politikası ve bunun AB vatandaşlarını nasıl etkileyeceğine dair bir soruşturma başlattığını bildirdi.

Dün gönderilen ve bugün yayınlanan mektupta “Yeni kurallar devreye girmeden önce kısa bir süre beklenmesini talep ediyoruz. Google’ın kişisel verilerin gizliliği ve güvenliği konusundaki kararlılığından ve yeni kuralların AB vatandaşlarını nasıl etkileyeceğinden emin olmak zorundayız. Bizim soruşturmamız sona erene kadar yeni uygulamanın ertelenmesini istiyoruz” dendi.

Google bu talebe cevaben yaptığı  açıklamada yeni gizlilik politikasını duyurmadan önce tüm veri güvenliği birimlerini bilgilendirdiklerini ve hiçbirinden olumsuz veya endişeli bir geri dönüş almadıklarını söyledi. Gönderilen cevapta “Uygulamayı geciktirmek ciddi bir sıkıntıya yol açar” denildi. Google, açıklamada ek olarak amaçlarını 60′dan fazla uygulamanın sahip olduğu pek çok ayrı gizlilik ve güvenlik kurallarını tek çatı altında toplayarak kullanıcı için daha kolay anlaşılır ve prtatik hale getirmek olduğu belirtildi.

Kohnstamm adına açıklama yapan sözcüsü, soruşturmalarının ne kadar süreceği ve bunun belirli bir noktayla ilgili endişeye dayanıp dayanmadığı sorularına cevap vermedi.

 

GOOGLE’IN TÜRKİYE’YE ÖZEL AÇIKLAMASI
Google’ın yeni gizlilik politikası ile ilgili endişelerin artması üzerine sadece davetli Türk habercilerin katıldığı online bir görüşme düzenledi. Görüşmede Türkiye’ye özel açıklamalarda bulunan GoogleBirleşik Krallık Gizlilik Yönetimi Müdürü Anthony House (Google Privacy Communications and Policy Manager), amaçlarının sundukları tüm hizmetlerin kullanıcılar tarafından çok daha kolay ve etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak olarak belirtti.

House açıklamasında şunları söyledi:

“Gizlilik sözleşmesinde yapılan değişiklikler tamamı ile kullanıcılara kolaylık sağlamak adına yapılan bir çalışma. 1 Mart tarihinden itibaren geçerli olacak yenilikler ise ilk değil.  90′a yakın farklı gizlilik sözleşmesinin kullanıcılar için daha kolay hale getirilmesi amacıyla ilk çalışma 2010 yılında yapıldı ve bugün de devam ediyor. 2010 yılında gizlilik sözleşmesi rakamı 60 civarına çekildi.

AA

Formula İstinye!

Endeks 17 işlem gününde yüzde 19′luk ralliyle 60 bine dayandı. Dolarda düşüş sürüyor. Peki şimdi ne yapmalı? HABERTURK.COM sordu. Uzmanlar yanıtladı…

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) son 17 işlem gününde yüzde 18.82 oranında değer kazanması ve bu arada sert bir düzeltmenin hiç yaşanmamış olması borsadaki rallinin daha ne kadar süreceği sorusunu da beraberinde getirdi. 2011′de yatırımcısına hayal kırıklığı yaşatanborsada yaşanan son ralli, her yeni yükselişte korku katsayısının da artmasına neden oluyor. Daha da yükselir mi? Yoksa ters bir durumda çökecek mi? Hemen satıp kağıt üzerinde yazılan kârlar cebe mi atılmalı? Yoksa siz satınca hiç durmayacak bir trenden atlamış mı olacaksınız?
İşte borsa yatırımcılarının kafasındaki kilit sorular bunlar.

Öte yandan bir süre Türkiye’nin en önemli gündemini oluşturan dolar kuru da TL karşısında sert bir geri çekilme yaşıyor. Soru işaretlerinin karşı tarafında da bu nedenle “Dolar daha ne kadar düşer” sorusu yatıyor. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’un “Şu an bölge için zayıf Euro avantajlı” şeklinde yaptığı açıklama da dünyada yeniden bir dolarizasyon yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu beraberinde getiriyor. Eğer işler Rompuy’un istediği gibi gelişirse, bununTürkiye ve TL’ye yansımaları ne yönde olur?

Dolar/ TL kotasyonunun set düşüşe devam etmesi ve 1.75 seviyelerine inişi en son 4 Kasım 2011tarihinde görüldü.

AA

Kritik bekleyiş!

Yunanistan Başbakanı Papadimos: Çarşambaya kadar anlaşamazsak iflas ederiz!

Yunanistan Başbakanı Lukas Papadimos,Yunanistan’ın borcunun azaltılması amacıyla özel sektör kreditörleri ile yürüttüğü ve PSI olarak bilinen tahvil takası planı görüşmeleri ve yeniyardım paketiyle ilgili anlaşmanın Çarşamba gününe kadar tamamlanmaması durumunda ülkenin iflas edeceğini söyledi.

Yunan medyasında yer alan haberlere göre, önceki gün siyasi parti liderleri ve bakanlar kurulu ile yaptığı toplantıda ülkenin içinde bulunduğu kritik duruma dikkati çeken Papadimos, bu konuda son aşamaya gelindiğini belirterek, “PSI ve yeniyardım paketiyle ilgili anlaşma Çarşamba’ya kadar tamamlanmazsa, Yunanistan’ın 20 Mart’ta gerçekleştirmesi gereken 14,5 milyar avroluk tahvil takasıyla ilgili ödemenin yapılması için yeterli zaman kalmayacak. Bu da, treni kaçırdığımız anlamına gelecek. Böyle bir gelişme Yunanistan’ın iflası olacaktır” dedi.

Haberlerde, başbakanlık konutunda gerçekleştirilen toplantıdan “şok” olmuş bir şekilde ayrılan bakanların kendi aralarında “İşler son noktaya geldi. Zor, çok zor” ifadelerini tekrarladığı belirtildi.

Diğer yandan, Almanya’nın, Yunanistan’ın devlet bütçesi kontrolünün Avrupa Birliği (AB) tarafından yapılması önerisine tepki gösteren Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Evangelos Venizelos,Yunanistan’ın kalkınma programının uygulanmasıyla ilgili sorumluğun ve isteğin sadeceYunanistan’a ait olduğunu söyledi.

Yunan halkının Avrupa’daki kurumsal ortaklarından aldığı yardımın büyüklüğünün farkında olduğunu ve tarihi sorumluluğu çerçevesinde buna özverilerle karşılık vereceğini ifade eden Venizelos, “Kim ki, bir halkı ekonomik yardım ve milli haysiyet ikilemi içine sokarsa, temel tarihi öğretileri bilmiyor demektir” dedi.

Önceki gün İngiliz Financial Times gazetesinde çıkan bir haberde, Alman hükümetinin, Euro Bölgesi’ne üye ülkelerin temsilcilerine verdiği bir dilekçeyle,Yunanistan’ın bağımsız bütçeden vazgeçmesini ve mali kontrolü Euro Bölgesi maliye bakanları tarafından görevlendirilen bir komisere devretmesini istediği iddia edilmişti.

AA

İşte 3. köprüde yeni tarih

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Teklifleri Nisan ayında almaya başlayacağız” dedi

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 197. Bab-ı Ali Toplantıları buluşmasına katıldı. Konuşmasına “Bizim bakanlığımızın bir albenisi yok. Biz amele bakanız” diye başlayarak gülüşmelere neden olan Yıldırım, bundan her zaman gurur duyduğunu belirterek 8 yıllık icraatlarını anlattı. 2003′te göreve geldiklerindedemiryollarının yılda 1 milyar lira zarar ettiğini söyleyen Yıldırım, “Demiryollarına paydos deseniz. Herkesi eve gönderseniz, yatsa. Maaşlarını da eve gönderseniz devlet günde 3 milyon lira kar ediyordu” dedi.

Yıldırım, Fransa Senatosunun kararına ilişkin olarak, da “Türk milletine karşı hasmane bir politika uyguladıkları aşikardır. Biz de bu karar karşısında Fransa’ya karşı Fransız kalmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

3. KÖPRÜDE SON DURUM

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, çok kısa bir süre içinde, nisan ayı gibi üçüncü köprü için tekliflerin alınacağını belirterek, ”Bu yıl içinde inşallah köprünün inşaatına ve bağlı yolların inşaatına başlamış olacağız” dedi.

Yıldırım, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Ocak ayı Meclis toplantısındaki konuşmasında, Birinci Boğaz Köprüsü’nün 40. yılını doldurduğunu hatırlatarak, ”Haberler çıktı, ‘Köprü 8-9 ay, 1 yıl kapanacak’ diye, kıyamet koptu. Meğerse köprüyü ne kadar çok seviyormuş İstanbullu. ‘Yapılmasın’ diye bağıranlar, şimdi ‘köprü kapanmasın’ diye bağırıyor. Bu bir tezat. Aslında İstanbullular bu köprünün 1 gün bile kapanmasına tahammül edemez. Bu bile sadece, üçüncü köprünün ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğun gösterir” diye konuştu.

1 yıl için İstanbul’da trafikte sabah ve akşam saatlerinde köprü geçişinde fazladan yakılan yakıt miktarının 3 milyar lira, buradaki zaman kaybından oluşan işgücü kaybının 500 milyar lira olduğunu kaydeden Yıldırım, her yıl İstanbul’da köprülerde yaşanan trafik sıkışıklığı nedeniyle 3,5 milyar liranın kaybolduğunu, bunun köprünün fiyatından fazla olduğunu söyledi.

Yıldırım, şöyle devam etti:

”Köprüye harcayacağımız paranın neredeyse 2 katına yakınını boşuna yakıyoruz. Hesap ortada. Üçüncü köprüyü yapıyoruz. Teklif gelmedi. Teklif gelmemesi, ne krizden ne belirsizlikten. Teklif gelmemesinin nedenlerini de biliyoruz. Biraz ihale şartları, biraz diğer başka teknik konular… Düzeltildi. Şimdi bu projeyi ikiye ayırdık. Bir kısmını özkaynakla, bir kısmını kamu-özel ortaklığıyla yapıyoruz. Dolayısıyla, çok kısa bir süre içinde herhalde Nisan ayı gibi tekrar burada teklifleri alacağız ve bu yıl içinde inşallah köprünün inşaatına ve bağlı yolların inşaatına başlamış olacağız.”

BİZİM BAKANLIĞIMIZ AMELE BAKANLIK
107. Bab-ı Ali Toplantıları buluşmasında konuşan Bakan Yıldırım, “Bizim bakanlığın albenisi yok arkadaşlar. Biz amele bakanız. Türkiye’de iki türlü bakan var. Biri amele bakanlık, biri patron bakanlık. Amele ifadesi bir aşağılama olarak algılanmasın. Amele çalışan, çabalayan, alnının teriyle memlekete birşeyler katan… Bir de patron bakanlar var. Borsalara, oranlara, göstergelere bakıyorlar. Ona göre tahminler söylüyorlar, geleceği okuyorlar, bugünü yorumluyorlar” dedi. Bakanın esprili konuşması salonda gülüşmelere sebep oldu.

FRANSA’YA FRANSIZ KALIRIZ
Fransa Senatosunda kabul edilen tasarıya da değinen “Laikliğin beşiği diye bilinen, düşünce özgürlüğünün en büyük temsilcilerini içinden çıkardığını iddia eden Fransa, almış olduğu bu akıl ve çağ dışı kararla hala ortaçağdan kurtulmadığını göstermiştir. Bizim gözümüzde Fransız Senatosu orada bir karar almamış, dünyaya bünyesinde var olduğu ve koruyucusu olduğu değerlere karşı saygısız, samimiyetsiz olduğunu göstermiştir. Türk milletine karşı hasmane bir politika uyguladıkları aşikardır. Ancak biz bu duruma vakur bir şekilde cevap veririz. Bizim tarihimizde utanacağımız bir hadisemiz yok. Bu kararla evrensel hukuka, ifade özgürlüğüne darbe vurulmuştur. Onlar ne yaparsa yapsın biz de bu karar karşısında Fransa’ya karşı Fransız kalmaya devam edeceğiz” dedi.

2023 HEDEFİ 26 BİN KİLOMETRE DEMİRYOLU
Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra terk edilen demir yollarını 2003 sonrasında yeniden devlet politikası olarak benimsediklerini söyleyen Yıldırım, “Cumhuriyet öncesine baktığınız zaman Osmanlı hudutları içindeki demiryolu ağının büyüklüğü 14 bin 500 kilometre. Cumhuriyetin ilanından sonra sınırların küçülmesiyle Anadolu topraklarında 4 bin 400 kilometrelik bir demiryolu ağı kalmış. Birçoğu da tahrip edilmiş, bakımsız kalmış, etkin olarak kullanılmayan demiryolları. Atatürk’ün tavrıyla 1923 ? 1946 yılları arasında yılda 135 kilometre demiryolu ağı yapılmış. 1950 – 2003 yılları arasında ise yılda sadece 18 kilometre. 2003 demiryollarının kaderinin değişim yılıdır. 2003 – 2011 yılları arasında her yıla düşen demiryolu yapım miktarı 135 kilometre olmuştur. 2023 hedefindedemiryolları ağının 11 bin kilometreden 26 bin kilometreye çıkması vardır” dedi.

DEMİRYOLLARINDA YILLIK 1 MİLYAR LİRALIK ZARAR
Demiryollarının 2003 öncesi kaderine terkedilmişliğinden de bahseden Yıldırım, “Demiryollarına yatırım yapılmaması nedeniyle iyileştirilemeyen sorunlu yollarda tren hız limitleri düşürülmek zorunda kalınmış. 1960′da yapılan demiryolunda saatte 140 kilometre hızla ilerleyebilen tren, 2003 yılında aynı yolda hızını saatte 60 kilometreye kadar düşürmek zorunda kalmış. Demiryollarıülkenin yükünü taşırken, ülke demiryollarının yükünü taşımaya başlamış. Geldiğimizde bir hesap çıkardık. Demiryollarını paydos ettirsek Türkiye günde 3 trilyon kazanıyor. Herkesi eve gönderiyorsunuz, yatıyor. Maaşı da eve gidiyor. Geriye devlete günde 3 milyon lira kalıyor. Yıllık 1 milyarın üzerinde zararı vardı” diye konuştu.

DENİZCİLİKTE ÖTV KALKTI 2,6 MİLYAR TL DESTEK SAĞLANDI
Yıldırım, denizcilik alanında da taşımacılıkta ÖTV’nin kaldırılmasıyla sektöre bugüne kadar 2,6 milyar TL destek sağlandığını söyledi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevi sırasında temellerini attığı İDO’nun bugün alanında dünyanın en büyük markası olarak yüzmilyonlarca dolara özelleştirildiğini söyledi.

BÖLÜNMÜŞ YOLLAR KENDİNİ 4,5 YILDA AMORTİ EDİYOR
Kara yolu ağlarındaki çalışmalar hakkında bilgi veren Yıldırım, bölünmüş yolların kendilerini 4,5 yılda amorti ettiğini ve bu yolların can kayıplarında azalma getirdiğini aktardı.Yıldırım, 1970′lerden bu yana gündemde olan İstanbul-İzmir otoyolu projesinin ihalesinin de krizin en yoğun olduğu bir dönemde yapıldığını belirtti.

AA

Fatih’in fedaisi!

Tabletlerin yanına hiçbir şey yaklaşamayacak!

15 milyon öğrenciyi tablet bilgisayar sahibi yapacak Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) projesinin pilot uygulaması için düzenlenen ”Fatih Projesi Tablet Pilot Uygulama İhalesi”nin 8.9 inç ekran boyutundaki tabletleri kapsayan ayağında ihaleyi General Mobilekazandı.

General Mobile Genel Müdürü Muzaffer Gölcü, 2012-2013 öğretim döneminde tam olarak hayata geçirilecek proje öncesinde, bu şubat ayında başlayacak döneme yönelik bir pilot ihale gerçekleştirildiğini belirtti.

CİHAZ BAŞINA 599 LİRA
Devlet Malzeme Ofisi tarafından doğrudan satın alım şeklinde yapılan ihaleye kalemle üzerine yazı yazma imkanı olan 10.1 inçlik tablet, daha uzun ömürlü pile sahip 10.1 inçlik tablet ve 8.9-9.5 inç arasında tablet olmak üzere üç farklı şartname ile çıkıldığını aktaran Gölcü, ”Bizim katıldığımız 8.9-9.5 inç arası tabletler için olan üçüncü şartname oldu. İki firma bu şartnameye teklif verdi. Biz ve Samsung. Biz, cihaz başına 599 lira olan teklifimizle ihaleyi kazanan taraf olduk. Şimdi imzalar da atıldı. Şu anda 4 bin adet teslim edeceğiz” diye konuştu.

Cihazları 30 Ocak tarihine kadar teslim edeceklerini ve 6 Şubat’ta başlayan ikinci yarıyılla birlikte pilot uygulamanın başlayacağını söyleyen Gölcü, öğretmen ve öğrencilerin karşılaştıkları sorunların çözülmesi, ihtiyaçlarının karşılanması süreçlerinde aktif rol alacaklarını; arızaları yerinde tespit ederek cihazları gerektiğinde yenileriyle değiştireceklerini; bunun için sahada görev yapacak 100 kişilik bir ekip oluşturduklarını; ARGE merkezlerinin de ihtiyaç duyulan bir uygulama ya da yazılımı anında geliştirmek üzere hazır olduğunu kaydetti.

DIŞARIDAN İÇERİK YÜKLENEMEYECEK, GÜNCELLEME SINIFTA YAPILACAK
Gölcü, cihazların içerik korumasına sahip olacağını ve dışarıdan bir içerik yüklenemeyeceğini belirterek, öğretmenlerin öğrencileri kontrol edebileceğini, içerik indirmelerin ünite bazında, kişi bazlı onaya tabi olarak gerçekleştirileceğini ifade etti. Muzaffer Gölcü, ”Güncelleme ve yazılımlar sınıftaki internet üzerinden güvenli bir şekilde yapılacak. Çok güvenlikli bir sistemle başlanacak” dedi.

Pilot projede tablet kullanılan okullarda kitapların tamamen bırakılmayacağını, kitapların yanında tabletlerin zenginleştirilmiş içerik sunacağını söyleyen Gölcü, düşmeye dayanıklı ve sertifikalı olan tabletlerini kırılmalara karşı özel bir malzemeyle de ayrıca çerçevelediklerini belirtti.

KAPASİTEMİZİ AŞARSA BAŞKA FİRMALARLA BİRLİKTE HAREKET EDERİZ
Asıl ihale sürecinin, eylül ayına yetişmesi için pilot proje uygulamasına paralel olarak başlatılmasını beklediklerini kaydeden Gölcü, yeni ihalede tercih edilecek modele uygun boyut ve kapasitede üretime geçebileceklerini söyledi. Gölcü, ”Oradaki şartlarda ne talep edilecekse, üretimlerimizi o şartlara göre ayarlayacağız. Orada bir sorunumuz yok. Biz de şimdiden iyileştirme, geliştirme çalışmalarına başladık. ARGE’miz bu konuda hem araştırıyor hem geliştiriyor. Orada hızlı bir şekilde talep edilen özelliklerde bir ürünü sağlıyor olacağız” diye konuştu.

Gölcü, yüksek adetlerde üretim için de, Türkiye’de bu kabiliyeti olan firmalarla görüşme halinde bulunduklarını, kendi kapasitelerini aşması durumunda bir ya da iki firma ile hareket etmeyi planladıklarını dile getirdi.

“YERLİ ÜRETİMİN AKTİF ROL OYNAMASIYLA TÜRKİYE, BÖLGESİNDE TEKNOLOJİK ÜS OLACAK”
İlk yerli tablet olarak satışa sundukları e-tab’de ilk satışların iyi gittiğini ancak şu anda FATİHihalesine odaklandıkları için perakende satış için belli bir adet ayırdıklarını belirten Gölcü, ”Bu süreçte kurumlardan ve kurumsal firmalardan bize teklifler sunuluyor. FATİH projesinin de çok etkisi var. ‘Biz de kullandığımız broşür, katalog, afiş vs’leri tabletle gösterebilir miyiz? Bize yazılımı da, tableti de lazım. Birlikte bir çözüm sağlar mısınız?’ gibi talepler artmaya başladı. Özel okul ve dershanelerden de böyle talepler gelmeye başladı. Bu süreçten sonra hepsini değerlendireceğiz” diye konuştu. 

Gölcü, bu projeyle birlikte yerli üretimin de aktif rol oynamasıyla Türkiye’nin bölgesinde teknolojik üs haline geleceğini belirterek, ”Öylesine büyük bir proje ki hem yazılım hem donanım hem de entegrasyon tarafında ayrı bir endüstri oluşacak. Dolayısıyla eğitimle başlayan bu süreçte Türkiye önce bölgesinde, sonra dünyada konuşulan bir ülke olacak ve bu projeyle birlikte model bir ülke haline gelecek” dedi.

“BİRÇOK ÜLKENİN EĞİTİM KURUMLARI YAKINDAN İZLİYOR”
Gençcell Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman, FATİH gibi bir projenin dünyada da örneği bulunmamasının bazı avantajlar ve dezavantajları beraberinde getirdiğini ifade ederek, ”Birçok ülkenin eğitim kurumları, bakanlıkları yakından izliyor. Şu anda Hindistan, Kazakistan, Tayland, ABD, İngiltere, Güney Kore, Singapur yakın takipte” dedi.

İhalenin dört ayrı bileşenini akıllı tahta, internet altyapısı, içerik ve tablet olarak sıralayan Yaman, pilot proje ile içeriğin tablet ve tahta içine aktarılması, tahta ve tabletin arasında iletişim kurulması, internetin akıllı tahta ile tabletlere ulaşması ve bütün bunların uyumlu çalışmasının test edileceğini anlattı.

Yaman, ”Bu pilot projede son derece heyecanlıyız. Verimli bir sonuç çıkacağına inanıyorum. Problemler tabii ki olacak. Dünyada ilk proje bu. Bu problemlerin hızlı çözümü açısından önemli katkımız olacağını düşünüyoruz” dedi.

AA

Koç gibi tarif!

“Evet TOFAŞ yapacak”

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç,TOFAŞ’ın özellikle binek araba konusunda ortaklarıFIAT’la çok yakın çalışma içerisinde olduğunu belirterek, ”Bu çalışmada kendilerinden teknik destek istedik ve bunu bize sağlayacaklarını belirttiler. Bu araba TOFAŞ tarafından yapılacaktır. Kesinlikle ne Palio ne de Albea platformu kullanılacaktır. Yepyeni bir platform olacaktır” dedi.

Koç, TÜSİAD’ın, 42. Olağan Genel Kurulunda ”Yerli Otomobile” ilişkin gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Son günlerde tekrar alevlenen yerli otomobilmeselesine bir açıklık getirmek istediğini dile getiren Koç, Detroit Otomobil Fuarı’ndan sonra görsel ve yazılı basında çeşitli haberlerin çıktığını kaydetti.

Koç, özellikle ortakları Ford ve FIAT’la hem profosyenel bazda hem de aile olarak fevkalade iyi ilişkiler içerisinde olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

”Ford Otosan bundan kısa bir süre evvel 10 yıllık perspektifte yapacağı yatırımları açık bir şekilde ortaya koydu. Yaklaşık 1,2 milyar avroluk bir yatırım gerçekleşecek önümüzdeki 10 yıllık perspektifte.

FIAT’a gelirsek, TOFAŞ’a, TOFAŞ’ta da özellikle binek araba konusunda ortağımız FIAT’la çok yakın çalışma içerisindeyiz. Bu çalışmada kendilerinden teknik destek istedik ve bunu bize sağlayacaklarını belirttiler. Bu araba TOFAŞ tarafından yapılacaktır. Kesinlikle ne Palio ne de Albeo platformu kullanılacaktır. Yepyeni bir platform olacaktır. Bununla ilgili çalışmalar devem etmektedir. Gelişmeler oldukça sizi haberdar edeceğiz. Dolayısıyla bu konu üzerinde çok ciddi hala ortağımızFIAT’la TOFAŞ için çalışıyoruz.”

”HERKESİN ALABİLECEĞİ BİR ARABA OLACAK” 
Bir gazetecinin ”Şu anda bir takvim var mı?” sorusuna Koç, ”Şu anda takvim veremeyeceğim. Hayır” yanıtını verdi.

”Hükümetle bu konuyla ilgili temaslarınız nedir?” sorusuna da Koç, ”Hükümetle bu konuyla ilgili temaslarımız var. OSD (Otomotiv Sanayii Derneği) üzerinden kendilerine önerilerimizi de sunduk, bu işin nasıl olacağına dair. Dolayısıyla çok yakın bir şekilde çalışma içerisindeyiz” dedi.

Mustafa Koç, üretilecek otomobile ilişkin şu anda en ufak bir detay verme durumunda olmadıklarını ifade ederek, rakamların daha çıkmadığını kaydetti.

Yerli otomobilin fiyatına ilişkin de Koç, ”Büyük bir ihtimalle herkesin alabileceği bir araba olacak” dedi.

AA

Güvenlik eziyeti bitiyor!

Atatürk Havalimanı’nda kuyruklar oluşturan uygulamaya çözüm geliyor. Kontrol teke iniyor!

2011’i rekorlarla kapatan havalimanını, 2012 için çok önemli gelişmeler bekliyor. Yolcu ve uçak trafiğinde çift haneli büyüme kaydeden Atatürk Havalimanı, 2011’de yaklaşık 37 milyon 500 bin yolcu tarafından kullanıldı.

Habertürk TV’de her pazar yayınlanan Airport programına özel açıklamalarda bulunan Atatürk Havalimanı işletmecisi TAV’ın İstanbul Genel Müdürü Kemal Ünlü, günlük yolcu sayısı 100 bini bulan havalimanında önümüzdeki mart ayındaOpen Gate uygulamasına geçilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti. 23 milyondan fazla yolcunun geçiş yaptığı dış hatlar terminalinde yolcular pasaport kontuarlarından hemen sonra güvenlik işlemlerine tabi tutulacak. Uzun zamandır tartışılan ve daha önce güvenlik sebebiyle izin verilmeyen uygulama sonrasında uçağa binerken kapılarda sıkıntılar yaşanmayacak. Dünyada birçok meydanda uygulanan bu sistemle yolcular, terminalde stressiz ve daha kaliteli zaman geçirecek.

SIKINTILAR AZALACAK
Kemal Ünlü konuyla ilgili şunları söyledi: Son güvenlik ve pasaport bankolarını birbiri peşi sıra ekleyeceğiz. Yani yolcu bir anda hem pasaporttan hem de nihai güvenlik taramasından geçecek ve yolculuk öncesinde daha özgür hareket edebilecek. Open Gate uygulamasına mart ayı itibariyle geçmek istiyoruz böylece terminal içerisinde hem operatörler hem yolcular rahatlayacak. Bunun dışında inovasyon anlamında da çalışmalarımız var. Yolcunun tamamen kendi başına, kendi check-in’ini yapabileceğini Self check-in kiosklarını çoğaltacağız. Ayrıca yolcuya havalimanı veya uçuşla ilgili bilgiler vermek için bilgilendirme kioskları koymayı planlıyoruz.

KAPASİTESİ ARTACAK
2011’de uçak iniş-kalkış kapasitesi Devlet Hava Meydanları’nın yaptığı çalışmalarla saatte 50 uçağa çıkarılan Atatürk Havalimanı’nın yeterli gelmeyen kapasitesinin 2012′de daha da arttırılması hedefleniyor. Dış hatlarda 116 havayolu 226 destinasyona uçuş yaparken geçen yıl aralarında Asiana, China Southern, Air Transat ve Hainan’ın da bulunduğu 11 yeni havayolu Atatürk Havalimanı’na uçmaya başladı. Türkiye’nin dışa açılan kapısı 2012’de de gözde olmayı sürdürecek. Çok sayıda havayolunun Atatürk Havalimanı’na uçmak istediğini belirten Kemal Ünlü, “Slot sıkıntısı ve ikili anlaşmalarda karşılıklı konulmuş frekans kısıtlamaları gibi sorunların çözülmesi gerekiyor” dedi.

 

AA

Onlar için çılgınlık değil!

Panama Kanalı projesini yapan firma Başbakan’ın ‘çılgın proje’sine talip oldu

Panama Kanalı projesini yapan MWH Global’in Güney Avrupa Operasyon Direktörü Stefano Susani, Kanal İstanbul’la ilgili olduklarını ve projeyi yakından takip ettiklerini belirtti.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) İnşaat Sektör Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçen yıl açıklanan ve ön hazırlık çalışmalarına başlanan Kanal İstanbulprojesine ilişkin toplantı düzenledi.

Susani, toplantıda yaptığı konuşmada, Panama Kanalı’nın kargo potansiyelinin, en yakın rakibi Süveyş Kanalı’nın yaklaşık 3-4 katı olduğunu,Kanal İstanbul projesinde kargo taşımacılığının yanı sıra farklı parametrelerin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti.

Stefano Susani, ”Kanal İstanbul’la ilgiliyiz. Şu an için herhangi bir girişimde bulunmadık, fakat projede yer almaktan memnuniyet duyarız. Projeyi yakından takip ediyoruz” dedi.

Kanal İstanbul ile ilgili konuşulan yüksek tapografik problemlere de değinen Susani, bu sıkıntının ”kilit” sistemiyle çözülebileceğini belirtti.

Susani, ”Kumsalın dar olması sıkıntısı aynı şekilde Panama Kanalı’nda da vardı. Panama Kanalı’nda kilit şeklinde çok derin betonarme akses kanalları oluşturuldu. Kanal İstanbul’da da aynı şekilde yapılarak sıkıntı giderilebilir” dedi.

Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma Vakfı Başkanı Dr. Mimar Sinan Genim de Türkiye’nin böyle büyük projelere ihtiyacı olduğunu belirterek, ”Diğer ülkelerde bu tip projeler nasıl yapılmış, bunların örneğine bakmamız gerekiyor. Daha akılcı düşünmemiz lazım. Osmanlı döneminde bu tip projeler, farklı yerlerde 3 defa yapılmak istenmiş, fakat her defasında birtakım nedenlerden dolayı yarım kalmış. Karadeniz-Hazar, Süveyş Kanalı ve Sapanca Gölü’nün Karadeniz’e bağlanması gibi 3 önemli proje yarım kalmış. Şimdi Kanal İstanbul gerçekleşirse çok önemli ve tarihi bir işe imza atılmış olacak” diye konuştu.

Boğaz’dan geçen gemilerin ciddi risk oluşturduklarını söyleyen Genim, şu anda Boğaz’dan ayda 3 bin 900 gemi geçtiğini ve maksimum noktasına gelmek üzere olduğunu, Kanal İstanbul projesinin yapılmasıyla İstanbul Boğazı’nın rahat bir nefes alacağını vurguladı.

Genim, kanal yapılırken, Terkos ve Büyükçekmece göllerini besleyecek ırmaklara da zarar vermemek gerektiğini kaydetti.

MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Murat Kalsın ise İstanbul’a yapılacak bir kanalın, tarihi ve tabii bir değere sahip İstanbul Boğazı’nı ve bölge halkını her gün karşı karşıya oldukları büyük tehlikeden kurtaracağını belirtti.

MÜSİAD İnşaat Sektör Kurulu Başkanı Mahmut Asmalı da ”İnşaat sektörünün büyümeye devam etmesi için Kanal İstanbul gibi projelerin hayata geçirilmesi bekleniyor. Öte yandan, kentsel dönüşüm yasasının bir an önce çıkmasını bekliyoruz” dedi.

AA