Yumurta attıktan sonra başımda saç çıktı”

Gündem
“Yumurta attıktan sonra başımda saç çıktı”

Yorum Yap
Editöre e-posta
Yazıyı Gönder
Çıktı Al

“Yumurta attıktan sonra başımda saç çıktı”

yeni haber
Giriş Saati : 07.05.2012 13:25
Güncelleme : 07.05.2012 13:28

Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Burhan Kuzu, geçtiğimiz sene Temmuz ayında Ankara Üniversitesi’nde yaşadığı yumurtalı protestoyu gerçekleştiren öğrencileri affettiğini söyledi. Öğrencilerden davacı da olmadığını hatırlatan Kuzu, “Öğrenciler yumurta attıktan sonra saçım çıktı.” şeklinde espri yaptı.
Burhan Kuzu İstanbul Üniversitesi İktisat Kulübü tarafından düzenlenen, ‘Ekonomi Zirvesi 2012′ konferansına katıldı. Kuzu, konferans öncesi basın mensuplarının sorularını cevapladı. Gazetecilerin Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK)’nın şike konusunda verdiği kararı sorması üzerine, futboldan anlamadığını belirten Kuzu soruları cevaplamadı. Kuzu, “Ben futboldan hiç anlamam bana başka alanda sorun. Anayasa sorun. Samimi olarak söylüyorum. Benim hiç anlamadığım bir alan. Bunu net olarak söylüyorum. Zaten tuttuğum takım da yok. Milli Takım dışında hiçbir takıma ilgim de yok. Türkiye’de huzur olsun diye genellikle hep maçların berabere bitmesini isterim. Bunu da burada söylemiş olurum.” cevabını verdi.

Basın mensuplarının, öğrencilerin protesto için dışarıda beklediğini hatırlatması üzerine Kuzu, “Onlar herhalde bana karşı değildir.” cevabını verdi. Basın mensuplarının “Sizin için geldiklerini söylüyorlar” ifadesi üzerine Kuzu, “Yok, ben onlara ne yaptım? 30 sene bu çatı altında öğretim üyeliği yaptım. Odam da şu yan taraftaki oda. Ben burada 10-15 sene yılın hocası seçildim. En çok sevilen hocaydım burada. Onlara beni anlatın siz.” dedi.

Gazetecilerin, 2011 yılı Temmuz ayında Ankara Üniversitesi’nde karşılaştığı yumurtalı protestoyu hatırlatması üzerine Kuzu, esprili bir cevap verdi. Kuzu, “Saçım çıktı ondan sonra. Yani ben onlardan hiç şikayetçi değilim. Öğrencilerden davacı da olmadım biliyorsunuz. 120 yumurta yemişim ben bir anda. Ben orada davacı olmadım. O anda olmadım. Hani sonradan salim düşünüp de filan değil. Ama o hareketin doğruluğu anlamına gelmiyor tabi ki. Ben onları bağışladım. Onlar da kendileri bilirler.” diye konuştu.

1500 liraya çalışacak çoban bulunamıyor

Göç nedeniyle nüfusun azaldığı Çankırı’da besiciler, bin 500 lira karşılığında çalışacak çoban bulamıyor.
Çankırı Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Susam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülke genelinde 1980′li yıllarda 40 milyon nüfusa karşı 44 milyon küçükbaş hayvan olduğunu belirterek, şu anda 75 milyon nüfusa karşı 22 milyon hayvan olduğunu söyledi.

Susam, ”Yaşanan sıkıntı çoban bulunamamasının doğal sonucudur. Önceden arazisi, hayvanı çok olana kız verilirdi. Çobanlarımıza kız verilmediği için hayvanını satan çoban İstanbul’a gidiyor. Burada konfeksiyon mağazalarında geçici bir iş buluyor ve ardından evlendiriliyor. Bu durum yıllar geçtikçe bizi köydeki örf ve adetlerimizden koparıyor.Geçim sıkıntısı baş gösterince boşanmalar oluyor” dedi.

Köylerde çobanlık yapacak kişilerin neredeyse kalmadığını belirten Susam, ”Köyler her geçen gün daha fazla göç veriyor. İnsan sayısıyla birlikte bakıcı olmadığı için hayvan sayısı da azalıyor. Üretici çoban bulamıyor. Bin 500 lira verip sigorta yapmamıza rağmen çoban bulamıyoruz. Buna bağlı olarak da hayvancılıkta gerileme yaşanıyor” diye konuştu.

”Çobanlık kursu açılsın”

Ahmet Susam, halk eğitim merkezleri ve meslek uzmanlarının ortaklaşa hazırlayacağı programla çobanlık kursu açılması gerektiğini söyledi.
Susam, ”Böylece üretici bize gelip ‘bana çoban lazım’ dediğinde elimizde yetişmiş, bu işin eğitimini almış, bilgili, becerili, çobanlar olur. Biz de arkadaşlarımızı üreticiye yönlendiririz. Bu sayede hem küçükbaş hayvan sayımızda artış olur hem bilinçli üretim yapmış oluruz” dedi.
Germece köyünde çobanlık yapan Dursun Alıcı ise çobanların sigortası olmadığı için çobanlık yapmak istemeyen çocuklarının Çankırı’yı terk ettiğini ifade ederek, ”Devletten bizimle ilgilenmesini istiyoruz” diye konuştu.

Eşini öldürdüğü için başı kesildi

Suudi Arabistan’da eşini öldürmekten suçlu bulunan bir adam başı kesilerek idam edildi.
SPA haber ajansı, İçişleri Bakanlığı’na dayanarak verdiği haberde, eşini öldüren Abdullah Adavi’nin idam kararının, ülkenin güneybatısındaki Jizan bölgesinde bugün infaz edildiğini belirtti.

Bu infazların ardından, Suudi Arabistan’da yıl başından beri infaz edilen idam cezalarının sayısı 24′e yükseldi.

Gümrüklerde dev operasyon

nkara polisinin hayali ihracat yapan şebekeye yönelik 20 ilde eş zamanlı olarak düzenlediği operasyonda 85 kişi gözaltına alındı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği ekipleri, yapılan çalışmalarda bazı firmaların düzenlemiş oldukları sahte fatura, banka dekontu gibi belgelerle herhangi bir mal alım satımı olmamasına rağmen varmış gibi göstererek hayali mal tedarik zinciri oluşturduklarını belirledi. Bu firmaların bazı gümrük kapılarından hayali ihracat yaparak devleti yüklü miktarda zarara uğrattıkları tespit edildi.

Mali Büro dedektiflerinin yaptıkları çalışmalarda zanlıların örgütlü bir şekilde kurdukları 80 ayrı şirket üzerinden hayali ihracat yaptıklarının tespit edilmesinin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda Ankara merkezli olmak üzere 20 ayrı ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyonda 85 kişi gözaltına alındı.

Zanlılar, polis sorgularının tamamlanmasının ardından “TCK’nın 220. madde kapsamında suç işlemek maksadıyla örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyetleri çerçevesinde hayali ihracat yapmak, 5607 sayılı Kanuna muhalefet etmek, resmi ve özel belgede sahtecilik yapmak, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet vermek-almak, görevi kötüye kullanmak, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet etmek” suçlarını işledikleri iddiasıyla adliyeye sevk edildi.

4 PKK bombacısı yakalandı

Suriye’den Türkiye’ye giriş yapan terör örgütü üyesi 4 kişi, güvenlik güçlerince yakalandı.
Suriye’den gelerek bu gece Şanlıurfa Akcakale’den Türkiye’ye giriş yapan ve dağda bomba eğitimi aldıkları öğrenilen 4 terörist, Akçakale’de jandarma ekiplerince yakalandı. İsmal. K. Haşim D. Mehmet Nedim T. Yılmaz A. ismindeki teröristler, jandarma güçleri tarafından Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü’nde sorguya alınacak olan teröristlerin farklı yerlerde bombalı saldırılarda bulunacakları öğrenildi.

Jandarmaya da tuzak kurmuşlar

Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde dün iki iş makinesini yakan PKK mensuplarını takip eden jandarma ekipleri, 2 ayrı bölgede patlayıcı madde bularak imha etti.
Doğubeyazıt ilçesi Güngören köyü bölgesinde yol genişletme ve düzeltme çalışması yapan İl Özel İdaresi’ne ait iki greyderin PKK mensuplarınca yakılmasının ardından jandarma ekipleri bölgede geniş çaplı operasyon başlattı.

Yapılan arama tarama çalışmaları sırasında, Doğubeyazıt ilçesi Yaygınyurt köyü yakınlarında askeri birliklere karşı tuzaklanmış stabilize yolun kenarında tahrip gücü çok yüksek miktarda patlayıcı madde bulundu. İlk tuzağın bulunmasının ardından daha dikkatli davranan İl Jandarma
Komutanlığı’na ait ekipler, bu defa doğalgaz boru hattına döşenmiş ikinci tuzağı ortaya çıkardı. İmha edilen iki tuzakta da 20 kilo üzerinde patlayıcı madde bulunduğu öğrenildi. Bulunan patlayıcıların bölgede son yıllarda ele geçirilen en büyük miktarda patlayıcı madde olduğu açıklandı. Bölgede operasyonların sürdüğü bildirildi.

Şırnak’ta kanlı eylem planı

Terör örgütü KCK’nın Şırnak’ta kanlı bir eylem gerçekleştirmek için plan hazırladığı ortaya çıktı.
Terör örgütü KCK bünyesindeki ‘kent meclisleri’ne yönelik 23 Eylül 2011 tarihinde başlatılan Şırnak merkezli soruşturmada gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 45 sanıkla ilgili davanın duruşmasına başlandı. Duruşmada iddianamenin ardından dosyadaki deliler okundu. Sanıkların evlerinde ele geçirilen belgelerde korkunç kanlı planların yapıldığı belirtildi. KCK’nın hayata geçiremediği plan şöyle: “Her yerde canlı kalkanlar duracak, silah eğitimi verilen halk kimlik kontrolü yapıp kendisini savunacak ve gerekirse metropol şehirlerde bile çatışmalara girilecek. Böylece halk savaşı başlamış olacak.”

BDP’li Şırnak’ın Silopi Belediye Başkanı Mehmet Emin Toğurlu’nun tutuklu yargılandığı duruşma Diyarbakır 6′ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkemede iddianamenin okunmasının ardından, sanıklarla ilgili dosyada yer alan delillerin okunmasına geçildi. Sanıklardan Fırat B.’nin Şırnak Eğitim-Sen ve DİSK gibi kurumlarda örgütsel faaliyetlerde bulunduğu belirtildi. Sanık Fırat B.’nin Şırnak’ta yapılan kent meclisi toplantılarından 8 tanesine katıldığı, bu toplantılarda örgütün kırsal alanı ile ilgili sunumlar yaptığı belirtildi. Mahkeme heyetinin okuduğu delillerde sanığın evinde ele geçirilen bir belgede kent meclisi komisyonunda yer alan kişilerin isim listesinin olduğu kaydedildi.

Mahkeme heyeti, farklı sanıkların evlerinde ele geçirilen ve bütün sanıkların mesul olduğu belirtilen bazı belgelerde ise ‘eylemlerin metropol kentlerde olması gerekirse çatışmaya girilmesi’, ‘başkaldırı eylemi yapılarak meşru savunmanın yapılması’, ‘Bunun için canlı kalkan eyleminin her yerde olmasının sağlanması’, ‘KCK komitelerinin geceleri nöbet tutup, kimlik kontrolü yapması’, ‘Halka silah kullanmayı öğrettik, bunu yangınlaştırarak ileride nöbet tutturulması’ gibi maddelerin yer aldığı belirtildi. Mahkemede sanıkların bu yolla halkı devlete karşı ayaklandırarak kanlı bir süreci başlatmayı amaçladıkları belirtildi.

Duruşmada söz alan sanık Fırat B., Kürtçe yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmedi. Sanık, katıldığı toplantıların halk toplantısı olduğunu öne sürdü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nda hazırlanan iddianamede, KCK’nın devlete alternatif bir yapı oluşturmak için yaptığı çalışmalara şöyle yer vermişti: “Müzahir kitlelerin devlete ihtiyaç duymadan yaşamlarını devam ettirmelerine imk’n verecek diğer bazı yapılanmalar aracılığıyla (güvenlik, sağlık, eğitim, yargı vb.) da isyan bilincinin kuvvetlendirilmeye çalışıldığı, hedefler kapsamında Kent Meclisleri-Kent Konseyleri-İl Konseyleri-İlçe Meclisleri-Mahalle Meclisleri gibi yapılara rollerin verildiği ve tüm yapılanmaların teröristbaşı tarafından verilen ‘özerkliğin fiilen inşa edilmesi’ talimatına uygun bir şekilde hayata geçirilmeye, Mahalle Meclisi Sözleşmesi ile de örgütün mahalli yapılanmasını tanzim etmeyi planlandığı anlaşılmıştır.”

Sevgilim değil iPad 3′üm olsun

Erkeklerin yüzde 11′i iPad 3′ü yeni bir kız arkadaşa tercih ediyor

Sevgilim değil iPad 3′üm olsun İngiltere’nin online casinosu Roxy Palace’ın yaptığı anket erkeklerin iPad 3′ü yeni bir kız arkadaşa tercih ettiklerini ortaya koydu. Anket sonuçlarına göre erkeklerin yüzde 11′i yeni bir kadının ilgisini çekmektense, yeni bir Apple ürününe sahip olmak istiyor.
Anket kadınlarda bambaşka sonuçlar verirken, kadınların yüzde 84′ü iPad 3′e sahip olmaktansa, yeni bir partner istiyor.

 

 

AA

Ayrılmak isteyince…

Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde 21 yaşındaki genç kız, ayrılmak istediği nişanlısı tarafından öldürüldü

Alınan bilgiye göre, Bediha Oral (21), yaklaşık 7-8 ay önce nişanlandığı Akif Y. (25) ile henüz bilinmeyen bir sebeple tartışarak, ayrılmak istedi. Bunun üzerine Akif Y, amcası ile barışmak üzere nişanlısı Oral’ın Kırkpınar Mahallesi’ndeki evine gitti. Oral ile Akif Y, konuşmak için ayrı bir odaya geçti. Bir süre sonra odadan silah sesi duyulması üzerine odaya giren aile üyeleri, Oral’ı tabancayla vurulmuş halde buldu. Karakoçan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Oral, kurtarılamadı.
Cinayet zanlısı Akif Y, tabancasıyla polise teslim oldu.
Emniyette işlemlerinin tamamlanmasının ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Akif Y’nin ifadesinde, nişanlısının ayrılmak istediğini, barışmak üzere gittiği evde konuştukları sırada kendisini tahrik etmesi sonucu yanında getirdiği tabancayla tek el ateş ettiğini söylediği ileri sürüldü.
Genç kızın cenazesi Karakoçan Merkez Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından ilçe mezarlığında toprağa verildi.

 

 

AA

Ayşe Özyılmazel’den ilk açıklama!

Geçtiğimiz gün Ali Taran ile olan evliliğini bitiren Ayşe Özyılmazel, köşesinden evliliğinin neden bittiğini açıkladı! İşte o yazı

Ayşe Özyılmazel, geçtiğimiz sene Temmuz ayında evlenmişti. Geçtiğimiz günlerde Özyılmazel ve Taran’ın evliliğinin çatırdadığı haberleri gelmişti ancak Özyılmazel bunları yalanlamıştı. İddialar asılsız çıkmadı. Taran ve Özyılmazel’in evliliği birinci yılını doldurmadan bitti.
Boşanma davasından sonra sorulara yanıt vermeyen Özyılmazel, evliliğinin neden bittiğini bugün Sabah Gazetesi’nde yazdığı köşede anlattı.
İşte o yazı…
“Anladım ki hayat oyunmuş. Şöyle bir oyun mesela; kaçtığın her şeyin seni kovaladığı bir oyun. Ya da korktuğunun, korkuna inat başına geldiği bir oyun. Çok istemek, altını biraz fazla çizmek, direnmek cızzz yakıyormuş bu oyunda. Anında canın gidiyormuş. O canlar gide gide, yana yana büyüyormuşsun sen de. Bir yıl önce bu tarihte, oturduğum bu masanın başındayım yine. Kaderim kürkçü dükkanım mı ne? O zaman soranlara şöyle derdim; “Asla evlenmem, Allah korusun”. Peki ne yaptım? İlk ‘merhaba’dan sonra iki haftada evlenmeye karar verdim. Kalbimi seveyim.Yok yok içinde bir gram ironisi yok, gerçekten seveyim. Ben böyleyim. Kalbim nereye, varım yoğum oraya… ‘Güçlü kadın’ denenlerdendim ama sevgiye, şefkate, korunmaya deli gibi açtım aslında. Çocukluk işte. Bazı yaralar kapanmıyor işte. Kendi kendime yetmeyi, önce kendimi sevmeyi, başkaları beni sevmese de değerli olduğumu henüz bilmiyordum yani.
Saçımı okşayacak bir el içindi tüm kavgam. Sevdim. Çok, çok, çok sevdim. İşte buraya yazıyorum; hiç pişman değilim. Bugün olsa aynısını yapardım, kalbimin sesinden başkasını duymazdım. İstedim. Çok istedim. Ailem olsun istedim. İnanmak istedim. Güven duygusunu hissetmek istedim. Olmadı. Hiç ilgim ve de bilgim olmayan senaryoların baş kahramanı ilan edildim. Çok konuştular. Çok ağladım. Çok yaraladılar. Çok sustum. Oysa car car car konuşur, herkese laf yetiştirirdim eskiden. Belki de susmayı öğrenmekti imtihanım kim bilir.?.. Sabretmeyi öğrenmek… Kendini savunmaktan vazgeçmek… Dua etmeyi ve şükretmeyi bilmek… Sessizliği kabullenmek.
Dokuz ay geçti. Evliydim. “Evlilik nedir?” diye sorsanız, verecek bir cevabım yok. Çünkü ben evlilikten hiçbir şey anlamadım. Üç oda bir salonda tek kişilik performanslardan ibarettim. Seyircim de alkışlayanım da olmadı. O da fazlasıyla kırıktı, hala tam bilemiyorum ama karışıktı. Konuşmadı. Gülmedi. Saçımı okşamadı. Kapandı, açılamadı. O, iyi biriydi. Eminim güzel şeyler istemişti ama izin çıkmadı. Ne yapsam olmadı. İşin aslı; hayata bakış açımız, dünya duruşumuz birbirine uymadı. Ve yolun sonuna geldik. “Kalbimle çıktığım yolun sonuna aklımla geldim” de diyebiliriz. Eee ne yapacaksın; kalbin sesi soluğu kesilince akıl galip geliyor nihayetinde. Madem yazıyorum, bir daha söylemek isterim ki kayda geçsin; Ben onu çok sevdim. Hiç pişman değilim. Onunla geçirdiğim üç mutlu gün için bile dokuz ay beklemeye, üzülmeye değerdi. Kim üç mutlu gün görebilmiş ki şu hayatta?… Şimdi bir gıdım daha büyümüş gibiyim. Kendimden hiç olmadığım kadar eminim. Huzurluyum. Umut doluyum. Yeniden başlıyor gibiyim. Sevgi doluyum ama başkası tarafından sevilmeye muhtaç değilim. Bu konuyla ilgili başka bir cümle kuracak da değilim. Artık bildiklerimin, beni ben yapanların, hayallerimin, arkadaşlarımın, şarkılarımın, yazılarımın, köpeğim Mini’nin, gülen yüzlerin, neşenin, sıcak kalpli dostların zamanı. Allah izin verirse yeni hayatımı çok seveceğime inanıyorum. Hakkımızda hayırlısını diliyorum.”
“GÖZYAŞLARIYLA OKUDUM” Özyılmazel’e yazıyla ilgili ilk tepki annesi Oya Germen’den geldi. Germen, kızına “Nasıl güzel bir yüreğin var senin. Yazını günlerdir içime akıttığım gözyaşlarıyla okudum” dedi.

 

AA