Şırnak’ta kanlı eylem planı

Terör örgütü KCK’nın Şırnak’ta kanlı bir eylem gerçekleştirmek için plan hazırladığı ortaya çıktı.
Terör örgütü KCK bünyesindeki ‘kent meclisleri’ne yönelik 23 Eylül 2011 tarihinde başlatılan Şırnak merkezli soruşturmada gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 45 sanıkla ilgili davanın duruşmasına başlandı. Duruşmada iddianamenin ardından dosyadaki deliler okundu. Sanıkların evlerinde ele geçirilen belgelerde korkunç kanlı planların yapıldığı belirtildi. KCK’nın hayata geçiremediği plan şöyle: “Her yerde canlı kalkanlar duracak, silah eğitimi verilen halk kimlik kontrolü yapıp kendisini savunacak ve gerekirse metropol şehirlerde bile çatışmalara girilecek. Böylece halk savaşı başlamış olacak.”

BDP’li Şırnak’ın Silopi Belediye Başkanı Mehmet Emin Toğurlu’nun tutuklu yargılandığı duruşma Diyarbakır 6′ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Mahkemede iddianamenin okunmasının ardından, sanıklarla ilgili dosyada yer alan delillerin okunmasına geçildi. Sanıklardan Fırat B.’nin Şırnak Eğitim-Sen ve DİSK gibi kurumlarda örgütsel faaliyetlerde bulunduğu belirtildi. Sanık Fırat B.’nin Şırnak’ta yapılan kent meclisi toplantılarından 8 tanesine katıldığı, bu toplantılarda örgütün kırsal alanı ile ilgili sunumlar yaptığı belirtildi. Mahkeme heyetinin okuduğu delillerde sanığın evinde ele geçirilen bir belgede kent meclisi komisyonunda yer alan kişilerin isim listesinin olduğu kaydedildi.

Mahkeme heyeti, farklı sanıkların evlerinde ele geçirilen ve bütün sanıkların mesul olduğu belirtilen bazı belgelerde ise ‘eylemlerin metropol kentlerde olması gerekirse çatışmaya girilmesi’, ‘başkaldırı eylemi yapılarak meşru savunmanın yapılması’, ‘Bunun için canlı kalkan eyleminin her yerde olmasının sağlanması’, ‘KCK komitelerinin geceleri nöbet tutup, kimlik kontrolü yapması’, ‘Halka silah kullanmayı öğrettik, bunu yangınlaştırarak ileride nöbet tutturulması’ gibi maddelerin yer aldığı belirtildi. Mahkemede sanıkların bu yolla halkı devlete karşı ayaklandırarak kanlı bir süreci başlatmayı amaçladıkları belirtildi.

Duruşmada söz alan sanık Fırat B., Kürtçe yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmedi. Sanık, katıldığı toplantıların halk toplantısı olduğunu öne sürdü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nda hazırlanan iddianamede, KCK’nın devlete alternatif bir yapı oluşturmak için yaptığı çalışmalara şöyle yer vermişti: “Müzahir kitlelerin devlete ihtiyaç duymadan yaşamlarını devam ettirmelerine imk’n verecek diğer bazı yapılanmalar aracılığıyla (güvenlik, sağlık, eğitim, yargı vb.) da isyan bilincinin kuvvetlendirilmeye çalışıldığı, hedefler kapsamında Kent Meclisleri-Kent Konseyleri-İl Konseyleri-İlçe Meclisleri-Mahalle Meclisleri gibi yapılara rollerin verildiği ve tüm yapılanmaların teröristbaşı tarafından verilen ‘özerkliğin fiilen inşa edilmesi’ talimatına uygun bir şekilde hayata geçirilmeye, Mahalle Meclisi Sözleşmesi ile de örgütün mahalli yapılanmasını tanzim etmeyi planlandığı anlaşılmıştır.”

İran nükleer silah yapmayacak

İsrail’de yayımlanan Haaretz Gazetesi’ne konuşan İsrail Genelkurmay Başkanı Benny Gantz, İran’ın nükleer silah yapacağına inanmadığını söyledi. İran’ın nükleer silah sahibi olmasının bölge ve dünya için olumsuz olacağını söyleyen Gantz, dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in istemesi durumunda İran’ın atom bombası elde etme konusunda ilerleme kaydedeceğini ancak henüz karar alınmadığını söyledi. İran yönetiminin aklı başında insanlardan oluştuğunu anlatan Gantz, uygulanan yaptırımların hem ekonomik hem de diplomatik açıdan meyvelerini vermeye başladığını ifade etti. Suriye’deki olaylara da değinen Gantz, “Suriye’de ne olacağını bilemem ama Golan tepeleri eskisi kadar sessiz olmayacak” diye konuştu.

BARAK: İRAN KARARSIZ
Savunma Bakanı Ehud Barak ise İsrail radyosuna yaptığı açıklamada, “İran’ın henüz atom bombası üretme kararı almadığını” söyledi. Barak, yaptırımların etkisiyle ilgili olarak da “Eğer Amerikalılar ve Avrupalılar ile kendileri kararlı olurlarsa, nükleer silah elde etmeden önce İran’ı durdurma şansının bulunduğunu” kaydetti.

Ünlü şair yoğun bakımda

Türkü olarak da bestelenen Mihriban’ın şairi Abdürrahim Karakoç, yoğun bakıma alındı.
Şair ve yazar Abdürrahim Karakoç, ciğerlerindeki enfeksiyon nedeniyle Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı.

Abdürrahim Karakoç’un oğlu Türk İslam Karakoç, yaptığı açıklamada, 80 yaşındaki babasının, ciğerlerindeki enfeksiyon nedeniyle bir süre Konya’da tedavi gördüğünü söyledi.

Tedavinin ardından tetkik için tekrar Konya’ya götürdüklerinde doktorlarının ”vücudunun iyi tepki verdiğini” söylediğini anlatan Karakoç, ancak tedavinin 5-6 ay süreceği ve yine enfeksiyon kapmaması gerektiği konusunda uyarıda bulunduklarını dile getirdi.

Bunun üzerine Ankara’ya döndüklerini ifade eden Karakoç, dün rahatsızlanması üzerine babasını tekrar Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırdıklarını belirtti. Karakoç, ”Tekrar ciğerinde enfeksiyon olduğu anlaşıldı. Kanındaki oksijen değerleri de yüzde 30′a kadar düşmüş. Tetkiklerden sonra yoğun bakıma alındı. Burada enfeksiyonu gidermek ve oksijen oranını yükseltmek için tedaviye başladılar” dedi.

Karakoç, tüm sevenlerinin babası için dua etmesini istedi.

Başbakan Erdoğan, yurda döndü

aşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Katar’daki temaslarını tamamlayarak, özel uçak ”ANA” ile saat 21.45′te yurda döndü.

Erdoğan’ı, Atatürk Havalimanı’nda Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve öteki ilgililer karşıladı.

Başbakan Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay, Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan da yurda döndü.

Taziyeden dönerken takla attılar……

Düzce’de İstanbul’dan bir yakınlarının taziyesinden memleketleri Erzurum’a dönen vatandaşların içinde bulunduğu minibüs tekerinin patlaması sonucu takla attı. Kazada, minibüste bulunan 12 kişi yaralandı.

Kaza, TEM Otoyolu Berceste mevkiinde meydana geldi. İstanbul’da yakınlarının cenazesine katılan 16 kişinin içinde bulunduğu Bayram Toprak yönetimindeki 25 D 0289 minibüsün tekerleği patladı. Lastiğin patlamasıyla sürücünün direksiyon h’kimiyetini kaybetmesi sonucu minibüs takla atarak şarampole yuvarlandı. Kazada, Yalçın Toprak, Emin çimen, Nebahat Alma, Mahmut Kılıç, Remzi Şener, Mehmet Çimen, Taha Alma, Gülperi Akın, Ahmet Toprak, Naim Kılıç, Ramazan Alma ve Ayşe Toprak yaralandı.

Yaralılar Düzce ve Hendek’ten gelen ambulanslarla çeşitli hastanelere kaldırıldı. Kaza sonrası minibüste bulunan yolculara ait eşyalar karayoluna dağıldı. TEM otoyolu kısa bir süre trafiğe kapandı

Meclis önünde şüpheli poşet…..

Meclis bahçesinde, yol kenarındaki çalılıkların yanına bırakılan ve fünyeyle patlatılan poşetten boş kadın çantası çıktı.

Akşam saatlerinde TBMM’nin İnönü Bulvarı tarafındaki bahçesinde, yola yakın çalılıkların yanında bir poşet olduğunun belirlenmesi üzerine polis ekipleri bölgede güvenlik önlemi aldı.

Akay Kavşağı’nın Kızılay yönü trafiğe kapatılırken, bomba imha ekipleri poşeti fünyeyle patlattı.

Poşetten boş kadın çantası çıktı.

Balyoz davasında sıcak gelişme

Balyoz davasına bakan mahkeme, duruşmaya mazeretsiz olarak katılmayan sanık avukatları hakkında Silivri Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Balyoz davasında sanık avukatlarının duruşmalara katılmama protestolarının devam etmesi, bu nedenle geçen oturumda sanıklara yeniden avukat atanması kararına İstanbul Barosu’nun olumsuz cevap vermesi yargılamayı olumsuz etkiledi. Bugün yapılan duruşmada, beklenenin aksine sanıklar avukatları duruşmaya katılmadığı için esas hakkındaki savunmalarını sunmadı. Herhangi bir gelişme yaşanmayan duruşma, sanıklara baro tarafından tekrar avukat tayin edilmesinin istenmesine karar verilerek 3-4 Mayıs 2012 tarihlerine ertelendi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Balyoz davasının duruşmasında Mahkeme Başkanı Ömer Diken, sanıklara avukatları ile olan dava ilişkilerinin sürüp sürmediğini sordu. Önce oturum sanıklardan 232′si için yeniden avukat tayin edilmesine karşılık İstanbul Barosu, avukat-sanık ilişkisinin devam ettiğini gerekçe göstererek sanıklara avukat tayin edemeyeceklerini belirtmişti. Başkan Diken, sanıklara tek tek sorarak avukat-sanık ilişkilerinin devam edip etmediğini söylemelerini istedi.

Sanıkların tamamı sanık-avukat ilişkilerinin devam ettiğini belirtirken bazı sanıklar avukatlarının mazeretlerini söyledi, bazıları ise duruşmaya neden katılmadıkları konusunda bilgiye sahip olmadıklarını ifade etti. Sanıklar, sözleşmelerinin devam ettiğini belirterek barodan yeni avukat talep etmediklerini belirtti.

Tutuklu sanıklardan MHP milletvekili Engin Alan gibi bazı sanıklar ise, avukatlarının istifa ettiğini, bazıları ise avukatlarını azlettiğini belirterek yeni avukat tutacaklarını söyledi.

Duruşma sonunda mahkeme tarafından alınan karar, üye hakim Murat Üründü tarafından okundu. Buna göre; tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin daha sonra değerlendirilmesine karar verildi. Önceki duruşmada sanıklara İstanbul Barosu tarafından avukat istendiği, ancak avukat-sanık ilişkilerinin devam ettiği gerekçesiyle baro tarafından avukat görevlendirmesinin yapılmadığının bildirildiği belirtilen kararda, “Sanıkların büyük çoğunluğunun avukatlarının son celselere mazeretsiz olarak katılmadıkları, her ne kadar aralarında vekalet ilişkisi bulunması da sanık avukatlarının avukatlık görevini mahkemeye tepki mahiyetinde fiiller yerine getirmedikleri…” denildi.

Bütün bu açıklamaların ardından yeniden avukat tayin edilmesi için İstanbul Barosu’na yazı yazılmasına, gereğinin yerine getirilmemesi durumunda da yasal işlemler yapılacağı belirtildi. Mazeretsiz olarak duruşmaya katılmayan sanık avukatları hakkında da Silivri Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

28 Şubat’ın kilit ismi gözaltında

Başsavcıvekilliği’nin yürüttüğü 28 Şubat Soruşturması kapsamında dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak, Muğla Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekiplerince Bodrum’daki evinde gözaltına alındı.

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin, dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın Bodrum ilçesindeki evinde arama yapılması yönündeki talimatın ulaşmasının ardından, Özkasnak’ın Bodrum Yalıkavak beldesindeki evine gelen Muğla Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yaklaşık 3,5 saat süren arama işlemini tamamladı.

Aramanın tamamlanmasının ardından, Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin kararı doğrultusunda gözaltına alınan Özkasnak, evinden çıkartılarak polis aracına bindirildi. Özkasnak, araca bindirilirken basın mensuplarına el salladı.

Özkasnak’ın Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmesi sırasında yoğun güvenlik önlemleri alındı.

40 polis aradı

Bu arada, yaklaşık 3,5 saat süren aramalarda, Bodrum Cumhuriyet Savcısı Oğuzhan Dönmez, İlçe Emniyet Müdürü Ömer Akgün, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Hakan Demirörs de hazır bulundu. Arama işlemi, Muğla Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü’nün koordinasyonunda, yaklaşık 40 polis tarafından yapıldı.

Özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın Bodrum ilçesindeki evinde arama yapılması yönündeki talimatın duyulmasının ardından Özkasnak’ın evinin önüne gelen 20′ye yakın gazeteci, gelişmeleri kamuoyuna duyurdu.

28 Şubat Soruşturması kapsamında geçen haftaki aramalarda gözaltına alınacağı iddia edilen Özkasnak, evinin bahçesinde görüntülenirken iddialara tepki göstermişti.

Emre hakkında suç duyurusu

Trabzonspor Kulübü, Fenerbahçeli Emre Belözoğlu hakkında, Fildişi Sahili oyuncusu Didier Zokora’ya sarf ettiği öne sürülen sözler nedeniyle suç duyurusunda bulundu.

Bordo-mavili kulübün avukatı Nusret Yılmaz, Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında Spor Toto Süper Final Şampiyonluk Grubu’nda 15 Nisan Pazar günü İstanbul’da oynanan maçta ırkçı sözler söylediği iddia edilen sarı-lacivertli takımın futbolcusu hakkında hazırlanan suç duyurusuna ilişkin dilekçeyi, Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmek üzere Trabzon Cumhuriyet Savcılığı’na teslim etti.
Dilekçede, Emre Belözoğlu’nun maç sırasında Zokora’ya ırkçı söylemde bulunduğu savunularak, Belözoğlu’nun maç sonrası katıldığı bir televizyon programında yöneltilen soru üzerine de iddia edilen sözleri söylediğini kabul ettiği belirtildi.

Emre Belözoğlu’nun bu davranışının görüntülerle de tespit edildiği vurgulanan dilekçede, sarı-lacivertli oyuncunun 6222 sayılı yasa uyarınca cezalandırılması talep edildi.

APTULLAH ÖCALAN

erör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın eski avukatı İrfan Dündar, Öcalan ile Doğu Perinçek’in bir dönem, milletvekillerinin belirlenmesi için ortak liste oluşturmaya çalıştıklarını anlattı. Öcalan’ın yakalanmasından sonra avukatların Perinçek’ten aldıkları notları Öcalan’a ilettiklerini ifade eden Dündar, Perinçek’in örgütün yönlendirilmesinde Öcalan’a yol gösterdiğini söyledi.

KCK iddianamesinde Dündar’a Öcalan ile Ergenekon davasının tutuklu sanığı İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ilişkisi de soruldu. Öcalan’ın siyasal bilgiler fakültesinde okuduğu yıllarda, Perinçek’in Ankara Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptığını bildiğini anlatan Dündar, ikilinin bu yıllardan tanıştığını söyledi. 1980′li yıllarda PKK ile Doğu Perinçek’in kurduğu Aydınlık grubunun karşılıklı silahlı çatışmalara girdiklerini ifade eden Dündar, “İki taraftan da ölenler oluyor. 1991 yılında Doğu Perinçek, PKK’nın Bekaa Vadisi’nde bulunan kamplarını ziyarete gidiyor. Burada Abdullah Öcalan ile görüşüyor. Daha sonra bu görüşmeler Doğu Perinçek’in başında bulunduğu gruba ait olan 2000′e Doğru dergisinde yayınlanıyor. Bu derginin yayınlanmasından sonra Türkiye ve dünya kamuoyunda PKK terör örgütü ve Abdullah Öcalan tanınmaya başlandı. Böylece Abdullah Öcalan ve PKK herkes tarafından tanınmış oldu. Bu örgüt için dönüm noktalarından biridir. Bu olaylardan sonra PKK’nın üst yönetimi ile görüşmek için basın mensupları PKK kamplarına gitmiştir” dedi.

Bu süreçten sonra aralarında çatışma bulunan Doğu Perinçek ile Abdullah Öcalan arasında yakınlaşma başladığını söyleyen Dündar, 1991 yılı genel seçimlerinde aday olacak HEP milletvekillerinin birlikte seçilmesi ve milletvekillerinin isimlerinin belirlenmesi konusunda ortak listeler oluşturulmaya başlandığını ancak aralarında anlaşmazlık çıktığını kaydetti.

1999 yılında Öcalan’ın yakalanmasından sonra Perinçek’in Öcalan’ın avukatı Doğan Erbaş aracılığıyla defalarca haberleştiğini aktaran Dündar, “Bu görüşmelerin birisinde ben de vardım. Doğan Erbaş ve ben birlikte İşçi Partisi İstanbul il binasına gittik. Burada Doğu Perinçek vardı. Buradaki görüşmemizde Doğu Perinçek bize Öcalan’ın Demokratik Cumhuriyet fikrini olumlu bulduğunu söyledi. Abdullah Öcalan’a götürmemiz için bize kitap verdi. Benim bu görüşmelerden anladığım Doğu Perinçek, Abdullah Öcalan’ın PKK terör örgütünü yönlendirmesinde yol gösterdiği ve fikir babalığı yaptığını biliyorduk. Daha sonraki yıllarda avukat arkadaşlarım Doğu Perinçek ile yine görüştüler ve ondan alınan notları Öcalan’a ilettiler” ifadesini kulandı.

Dündar, Öcalan’ın avukatı olan Doğan Erbaş’ın kardeşi Abuzer Erbaş’ın İzmir ve Aydın’da İP’in yönetiminde yer aldığını duyduğunu da anlattı.