Boyacılar

İki boyacı olan Temel (kısa boylu) ile İdris (uzun boylu), bir bayrak direği boyama işini almışlar. Bu iş için ne kadar boya alacaklarını hesaplamak için direği ölçmeye çalışmışlar. Çapını ölçmek kolay olmuş ama ya yüksekliği? Onu ölçmek için Temel İdris’in omuzlarına çıkmış ama direğin tam tepesine ulaşamamış. Idris; “Ben senden uzun boyluyum. Bir de ben deneyim” deyip Temel’in omuzlarına çıkmış ama gene aynı sonuç… Oturup ne yapacaklarını düşünürken yanlarına iri-yarı bir adam yaklaşıp ne yaptıklarını sormuş. Temel’le Idris sorunu anlattıktan sonra, adam direği yerden güç bela söküp yere yatırmış. Boyunu ölçüp tekrar yerine diktikten sonra yoluna devam etmiş. Gittikten sonra Idris’le Temel bakışıp gülüşmüşler: “Aptal herife bak! Biz ona yüksekliğini sorduk o bize uzunluğunu verdi.”

Karpuz çekirdekleri

Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. İlk Fransız profesörün çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu sormuş. Fransız profesör başlamış anlatmaya: – “Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim. Ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz et kadar sağlıklı oldu”, demiş. Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra gelmiş Türkiye’den bizim Laz profesöre. Jüri başkanı: – “Sizin çalışmanız nedir?”, diye sormuş. Laz profesör anlatmış: – “Ben” demiş, “karpuz genleri ile hamam böceği genlerini birleştirdim!” Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan Laz profesöre: – “Bu çalışma ne işe yarar?”, diye sormuş. Laz profesör: – “Acayip işe yarıyor, karpuzu kesiyorsunuz, çekirdekleri kaçışıyo!”

Sinyal

Temel’e bak bakalım arabanın sinyalleri calışıyor mu? demişler…

- Çalışayi – Çalışmayi – Çalışayi – Çalişmayi

Başka asker yok mu?

Yeni asker olan Temel’e komutanı sormuş: – “Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?” Temel heyecanla cevap verir: – “Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım.” Komutan tekrar sormuş. – “Peki, karşıdan geliyorsa?” – “Karşıya ateş açarım, komutanım.” – “Arkadan geliyorsa?” deyince komutan, Temel dayanamamış: – “Komutanım, bu ordunun benden başka askeri yok mu?”

Atlar

Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden Temel’in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş. Dursun da ona inat diğer atın kuyruğunu kesmiş. Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymuş. Dursun da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş. Bakmış ki böyle de olmuyor. Temel Dursun’a: – “Ha Tursun bak bu böyle olmayacak.. En iyisi beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun..”

Ayşe

Bir gün Temel bankadan para çekerken hırsızlar içeriye girer ve herkesi rehin alırlar. Daha sonra rehinenin fazla olduğunu görünce birkaç kişiyi öldürmeye karar verirler ve herkese adını sorarlar. Temel’in yanındaki bir kadına sorarlar: – “Adın ne?” – “Ayşe” – “Benim annemin adı da Ayşe” der bir soyguncu, kadını bırakırlar. Ve sıra Temel’e gelir… Temel’e “adın ne?” diye sorarlar. Temel korkarak cevap verir: – “Adım Temel, ama arkadaşlar bana Ayşe der.”

Bakla ıslanmıyor

Trafik polisi Temel’i durdurur: – “Efendi, on dakika evvel kırmızı ışıkta geçtiniz..” – “Kim deyi?” – “Beş kilometre ötede başkomiserimiz var, telsizle bildirdi!” Temel sinirlenerek, “Ula amma boşboğaz başkomiserin varmış ha! Ağzında pakla ıslanmayı.”

Bu burunla

Temel satılık papağanları inceliyormuş. En pahalı papağanın önünde durmuş: – “Abi bunlar neyce konuşuyor?” – “İngilizce, Fransızca, Almanca” – “Kaç paradır?” – “Bir milyar” – “Lazca biliyo mu?” – “Bilmiyo” Temel papağanın burnunu okşamış; – “Bu burunla yazık!”

Tekrar deneyin

Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar: – “Tekrar deneyin.” Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur: – “Tekrar deneyin.” … … … En sonunda sinirlenen Temel: – “Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi şey çıkmadi.”

Açık çay

Temel işhanında çay ocağı işletmektedir. Üst kattaki işyerlerinden biri seslenir: – Temel efendi, dört çay yap. Biri açık olsun. Çaycı Temel cevap verir: – Abi, hangisi açık olsun?!