Yaşayan en seksi 100 kadın belirlendi

Geleneksel olarak Maxim Dergisi’nin her yıl yaptığı ‘yaşan en seksi 100 kadın’ anketi belirlendi.
Rosie Huntington’dan Megan Fox’a, Hilary Duff’tanEmma Watson’a, Jessica Alba’dan Natalie Portman’a kadar uzanan en geniş şekilde ‘yaşayan en seksi 100 kadın’ belirlendi. İşte o en seksi 100 kadını 100′den geriye doğru sıraladık…
AA

“Demirören’i istifaya davet edeceğim”

Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk: Kaos isteyenler amaçlarına ulaştı
Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, Türkiye Futbol Federasyonu BaşkanıMehmet Ali Aydınlar ile başkan vekilleri Göksel Gümüşdağ ve Lutfi Arıboğan’ın istifasıyla, Türk futbolunda kaos yaratmak isteyenlerin amaçlarına ulaştıklarını söyledi.

Adnan Öztürk, Galatasaray TV’ye açıklamalarda bulunurken, futbol gündemiyle ilgili kendisine yöneltilen soruları cevapladı.

TFF Başkanı Aydınlar ile başkan vekillerinin istifasının kendileri için sürpriz olduğunu kaydeden Öztürk, ”Kulüpler Birliği tarafından yapılan, (Hayır başkan. Sizin ve yönetiminizin kalmasını istiyoruz) mesajı çok önemliydi. Fakat ne yazık ki Türk futbolunda kaos yaratmak isteyenler oldu. Pazartesi günü Mehmet Ali Aydınlar ve ekibi istifa etmeyeceklerini söylediklerinde, Türk futbolunun önü açılmıştı. 58. maddeyi uygulamak için genel kurul yetkisi de vardı elinde. Bundan sonrası ise stratejiyi zamana yaymak. (UEFA’dan ceza gelirse gelir, ne yapalım) demek için en kısa yol nedir- Kaos yaratmak için otoriteyi istifaya davet etmek. Sonuçta da isteklerine kavuştular.” dedi.

TFF için başkan adayı olacak isimlerin ortaya koyacakları stratejinin çok önemli olduğuna dikkati çeken Adnan Öztürk, ”Başkan adayları, Türk futbolunun hem kulüpler bazında hem de milli takım bazında, Avrupa futbolundan bir dakika bile ceza almayacak şekilde bir eylem planı mı yapacak, yoksa (Gerekirse UEFA ile kavga ederiz. Hiç birimiz Avrupa kupalarına gitmeyiz) gibi sözler mi edecekler bunu göreceğiz. Mehmet Ali Aydınlar ve ekibinin çok ciddi bir misyonu vardı. Yeni seçilecek yönetim, artık o başlayan misyonun en önemli merhalesini yerine getirmek zorunda kalacak.” diye konuştu.

Aydınlar’ın istifa gerekçesi olarak gösterilen konuları, ”Bahane” olarak nitelendiren Öztürk, ”Bugünlerde bahsedilen konu bir takımımızın açtığı tazminat davaları. Ben hukukçu değilim ama o tazminat davalarındaki iki tane evrak gelmemiş, kendisi görmemiş, bilmemiş gibi… Bunlar tamamen sun’i gündem oluşturmaktır. Tamamıyla sebep yaratmaktır. Şu anda konuşulan evraklarla, Türk futbolunun önündeki risklerin ve Türk futbolunun içinde olduğu tehlikenin uzaktan yakından bir alakası yoktur.” ifadelerini kullandı.

STRATEJİLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ
Yaşanan kaos içinde bundan sonrası için planlanan stratejinin, mümkün olduğu kadar çok gürültü çıkarmak, spekülasyon çıkarmak ve tartışma ortamını germek olacağını ileri süren Adnan Öztürk, şöyle devam etti:

”Bunun da en direkt yollarından biri Galatasaray’ı tartışmaların içine çekmek olacaktır. Ben burada iddia ediyorum, değişirse sevineceğim ama değişmezse de çok şaşırmayacağım, bundan sonra bu stratejiyi yapan kulüpler bol bol Galatasaray-a sataşacaklar. Bol bol Galatasaray-a laf atacaklar. Biz de bu stratejileri yakından takip ediyoruz. Bu süreç içerisinde Galatasaray’a bazı kulüp başkanları ve yöneticileri tarafından çeşitli sataşmalarda bulunuldu. Ben bunları izliyorum ve iddia ediyorum ki bu sataşmalar gün geçtikçe artacak. Çünkü bu sataşmalarla gündemin içine Galatasaray’ı da çekerek, ortamı gererek ve çok ciddi bir kaos ortamı varmış gibi göstererek, kamuoyunun gözünden TFF’nin yeni başkanı ve yönetim kurulunun seçimiyle ilgili hedefleri şaşırtmaya çalışacaklar. Galatasaray camiası olarak, yönetim kurulu olarak ve taraftarlar olarak biz bu oyunun içine düşmeyiz.”

KARARLAR PLAY-OFF ÖNCESİ VERİLMEK ZORUNDA
Adnan Öztürk, şike soruşturmasıyla ilgili olarak TFF’nin kararlarını ligde play-off bölümüne geçilmeden vermek zorunda olduğunu savundu.

TFF’ya UEFA’dan bu konuyla ilgili resmi bir yazı geldiğini bildiğini aktaran Öztürk, şunları söyledi:
‘UEFA’nın olmazsa olmaz şartı, play-off’a katılacak 4 tane takımın şaibesiz, hiçbir şekilde tartışmaya mahal vermeyecek takımlar olması. Aksi bir durum olursa, UEFA’yla ilgili Türkiye’nin, Türk futbolunun başı ciddi derde girecektir. Bugüne kadar konuya dahil olmayan FIFA da konuya bir şekilde dahil oldu. O zaman milli takım da dahil olmuş oluyor.

Seçilecek TFF yönetiminin gerekli savunmaları alıp, gerekli kararları verip, uygulamak için 15 Nisan’a kadar vakti var. Şimdi 27 Şubat’ta seçim, 15 Nisan karar için son tarih. Arada çok az bir zaman kalıyor. Bu takvime itiraz edilecektir. Uzatmaya çalışılacaktır. Çünkü ne yazık ki bazılarının stratejisi, ”UEFA kim, gerekirse UEFA’yla kavga ederiz, gerekirse Avrupa’ya gitmeyelim zaten” söylemleri.
Buradan kaos çıksın, UEFA da ceza versin, süreç uzasın istiyorlar. Bizim gibi düşünen takımlar şu anda çoğunluk. Farkındalar. Salı günü Kulüpler Birliği toplantısı var. Orada da dile getireceğim bunu. O takımlarla beraber Türkiye’nin Avrupa’da önünün kapanmaması için biz de gerekli organizasyonu ve çalışmaları yapacağız. Türkiye’nin dünyadaki ve Avrupa’daki önemini gayet iyi anlamış, evrensel futbolu iyi bilen, güvenilir, Türkiye’deki tüm kesimlerin kabul edebileceği bir başkan adayının biz sonuna kadar destekçisi olacağız. Hangi takımdan olduğu hiç mühim değil.”

DEMİRÖREN’İ İSTİFAYA ÇAĞIRACAĞIM
Adnan Öztürk, Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören’i, salı günü gerçekleştirilecek toplantıda Kulüpler Birliği Başkanlığı’ndan istifaya çağıracağı açıkladı.

Birilerinin Kulüpler Birliği’ni, (küme düşmeyi nasıl kaldırırız, süreci nasıl erteleriz) gibi stratejilere alet etmeye kalktığını ileri süren Öztürk, şu ifadeleri kullandı:

‘Kulüpler Birliği Başkanımız, Ankara’daki genel kurulun sabahki kısmı başlamadan önce bir toplantı organize etmiş. Oradaki söylemlerde, (Karar vermek için yargı sürecinin sonunu bekleyelim, UEFA bizi sıkıştıramaz, sıkıştırsa da UEFA’yla da kavga ederiz gerekirse. Avrupa’ya da gitmesek ne olur ki) gibi söylemlerde bulunduğu zaman, (Böyle bir masada bizim Galatasaray olarak işimiz olmaz) dedim ve toplantıdan çıktım gittim. Sonra, Kulüpler Birliği Başkanı; Mehmet Ali Aydınlar ve ekibini istifaya davet etti.
Şimdi siz Kulüpler Birliği toplantısında bunu gündem maddesi yapıp, bu konuyu bütün kulüplerle konuşmadan, tartışmadan ve 18 kulübün ortak kararı olmadan bu kadar hayati bir dönemde bu kadar hayati bir kararda çıkıp orada federasyon başkanını istifaya davet edemezsin. Bence orada Kulüpler Birliği’nin başkanı olarak konuştu. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. (Hiçbirimiz Avrupa’ya gitmeyelim) ifadeleri de TFF’yi istifaya davet etmenin stratejik devamıdır. Türk futbolunun gelişmesini, hiçbirimizin Avrupa’ya gitmemesi olarak görüyorsa, bu mantalitedeki Kulüpler Birliği Başkanı’nı ben ilk toplantıda istifaya davet edeceğim. Bunu da çok samimi ve net söylüyorum. Spor Toto Süper Lig kulüplerinin Türk futbolunu ileriye taşımak için kurduğu bir vakfın başkanı, (Gerekirse hiç birimiz Avrupa-ya gitmeyelim) diyemez. Eğer onu diyorsa, bence güven tazelemelidir. Ben de Kulüpler Birliği’nde bir seçim olması için resmi talebimi söyleyeceğim.”

AA

Google uygulaması AB’yi de huylandırdı!

27 AB ülkesi “Ertele” dedi. Peki Google ne cevap verdi?

Avrupa Birliği’nin veri koruma yetkilileri Google’dan yeni gizlilik politikasını devreye girme tarihini ertelemesini istedi. Yetkililer taleplerini, Google’ın yeni kurallarını inceleyip bunların birliğin veri güvenliği/gizliliği politikalarına ters düşmediğinden emin olmak istemelerine dayandırdı.

Google geçen hafta, email hesapları, arama motoru ve diğer servislerinden elde ettiği kullanıcı datalarını nasıl kullanacağını düzenleyen yeni birgizlilik politikasına geçeceğini duyurmuştu. Dünya çapındaki tüm kullanıcılar için geçerli olacak yeni güvenlik uygulaması için 1 Mart olarak tespit edilen başlangıç tarihi ertelenmek zorunda kalabilir.
Google’ın üst düzey yöneticisi Larry Page’e bir mektup gönderen AB gizlilik yönetmeliğini düzenleyen grubun başkanı Jacob Kohnstamm, Fransa veri koruma birimimin Google’ın yeni gizlilik politikası ve bunun AB vatandaşlarını nasıl etkileyeceğine dair bir soruşturma başlattığını bildirdi.

Dün gönderilen ve bugün yayınlanan mektupta “Yeni kurallar devreye girmeden önce kısa bir süre beklenmesini talep ediyoruz. Google’ın kişisel verilerin gizliliği ve güvenliği konusundaki kararlılığından ve yeni kuralların AB vatandaşlarını nasıl etkileyeceğinden emin olmak zorundayız. Bizim soruşturmamız sona erene kadar yeni uygulamanın ertelenmesini istiyoruz” dendi.

Google bu talebe cevaben yaptığı  açıklamada yeni gizlilik politikasını duyurmadan önce tüm veri güvenliği birimlerini bilgilendirdiklerini ve hiçbirinden olumsuz veya endişeli bir geri dönüş almadıklarını söyledi. Gönderilen cevapta “Uygulamayı geciktirmek ciddi bir sıkıntıya yol açar” denildi. Google, açıklamada ek olarak amaçlarını 60′dan fazla uygulamanın sahip olduğu pek çok ayrı gizlilik ve güvenlik kurallarını tek çatı altında toplayarak kullanıcı için daha kolay anlaşılır ve prtatik hale getirmek olduğu belirtildi.

Kohnstamm adına açıklama yapan sözcüsü, soruşturmalarının ne kadar süreceği ve bunun belirli bir noktayla ilgili endişeye dayanıp dayanmadığı sorularına cevap vermedi.

 

GOOGLE’IN TÜRKİYE’YE ÖZEL AÇIKLAMASI
Google’ın yeni gizlilik politikası ile ilgili endişelerin artması üzerine sadece davetli Türk habercilerin katıldığı online bir görüşme düzenledi. Görüşmede Türkiye’ye özel açıklamalarda bulunan GoogleBirleşik Krallık Gizlilik Yönetimi Müdürü Anthony House (Google Privacy Communications and Policy Manager), amaçlarının sundukları tüm hizmetlerin kullanıcılar tarafından çok daha kolay ve etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamak olarak belirtti.

House açıklamasında şunları söyledi:

“Gizlilik sözleşmesinde yapılan değişiklikler tamamı ile kullanıcılara kolaylık sağlamak adına yapılan bir çalışma. 1 Mart tarihinden itibaren geçerli olacak yenilikler ise ilk değil.  90′a yakın farklı gizlilik sözleşmesinin kullanıcılar için daha kolay hale getirilmesi amacıyla ilk çalışma 2010 yılında yapıldı ve bugün de devam ediyor. 2010 yılında gizlilik sözleşmesi rakamı 60 civarına çekildi.

AA

Dışarıdan göründüğü gibi değilmiş!

Uzayın, Güneş Sistemi’nin iç ve dış kısımlarında farklılıklar belirlendi

Uzayda incelemelerini sürdüren NASA’ya ait ikiuzay aracının gönderdiği veriler, uzayın, GüneşSistemi’nin içindeki bölgesiyle, dış kısmında kalan bölgesinin yapısını oluşturan materyalde farklılıklar bulunduğunu ortaya çıkardı.

Farklılılardan birinin her iki bölgede saptanan oksijen miktarında görüldüğünü belirten bilimadamları, uzayın Güneş Sistemi içindeki kısmındaki serbestçe yüzen oksijen atomlarının, dışarıda kalan kısmındakinden daha fazla olduğunun saptandığını belirtti.

Bu durumun beklenenden değişik ve tuhaf bulduklarını kaydeden bilimadamları bunun, toz ve buz içinde saklı bulunan hayatın oluşmasına destek verici özelliği bulunan bir elementin varlığına işaret edebileceğine dikkati çekti.

Sözkonusu farklılıklar, kısaca Ibex adı verilen ”Interstellar Boundary Explorer” (Yıldızlar Arası Sınır Kaşifi) adlı uzay aracıyla Voyager adlı uzayaracının gönderdiği verilerin kıyaslanması sonucu ortaya çıktı.

Ibex uzay aracı güneş rüzgarının, yıldızlar arası uzaydaki soğuk gazlarla çakıştığı sınırda bilimsel çalışmalar yapmak amacıyla NASA’da tarafından 2008′de uzaya fırlatılmıştı.

Güneş’in en üst katmanından yeralan korona adlı tabakadan uzaya sürekli olarak akan parçacıklara güneş rüzgarı adı veriliyor. Güneş rüzgarı özellikle elektron ve protonlardan oluşan, plazma halindeki yüklü parçacıklardan oluşuyor.

Dünya’nın 321 bin 854 kilometre uzağında çalışmalarını sürdüren, kısaca İbex adı verilen uzay aracı, Güneş Sistemi’ne giren nötr parçacıkların belirliyor ve dağılım haritasını çıkarıyor.

Güneş ve diğer gezgenleri adeta koruyucu bir kabarcık gibi saran atmosfer, tehlikeli kozmik radyasyonun sızmasını önlüyor ancak nötr parçacıklar bu tabakayı aşarak Güneş Sistemine girebiliyor.

Uzaya 1977′de gönderilen Voyager uzay aracı ise Güneş Sistemi’nin sınırlarındaki incelemelerini 2004 yılından beri sürdürüyor.

AA

Sıfır beden, menapoz erken!

“Sıfır beden” kadınların yüzde 30′unun daha erken menapoza girdiği ortaya çıktı

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de kadınların ortalama 48 yaşında menopoza girdiğini, ancak menopozun çeşitli nedenlerden dolayı 40 yaşından önce de görülebildiğini ve buna da ”erken menopoz” denildiğini anlattı.

Vücuttaki kritik yağ sınırının yüzde 12′nin altına düştüğünde üreme fonksiyonlarının durabildiğini belirten Küçük, bunun sonucunda da sıfır bedene sahip kadınların yüzde 30′unda erken menopoz gibi ciddi bir tablo ortaya çıkabildiğini belirtti.

AA

Münevver kararı temyizde!

Avukat, Cem Garipoğlu hakkındaki cezanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararı temyiz etti

Münevver Karabulut’un öldürülmesine ilişkin davada, avukat Aytekin Kaya “Çocuğa karşı, tasarlayarak, canavarca bir hisle ve eziyet ederek öldürmek” suçundan 24 yıl hapis cezasına çarptırılan Cem Garipoğlu ve “suç delillerini gizlemek ve yok etmek” suçlarından 3 yıl hapis cezası verilen Tülay Makbule Garipoğlu hakkındaki cezanın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararı temyiz etti.

Kaya, Yargıtay’a gönderilmek üzere Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesine müvekkili Cem Garipoğlu hakkında verdiği temyiz dilekçesinde, nitelikli adam öldürme için öne sürülen maddi gerekçelerin kanunun aradığı şartları karşılamadığını, savunmalarının göz ardı edildiğini ve verilen cezanın uymadığını belirtti.
Dilekçede, TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen “Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir” şeklindeki takdir indiriminin uygulanmadığı, sübjektif ölçülerle kanaate varıldığı kaydedildi.

Mahkemenin verdiği kararda, “haksız tahrikin” uygulanmaması gerekçesinin de, gerekçeye muhtaç, yetersiz ve hukuka aykırı olduğu ifade edilen dilekçede, “Tahrik altında aniden gelişen genel kastla insan öldürme suçu yerine, gerekçeli karardan anlaşıldığı kadarıyla maddi gerçek, sübjektif ölçülerle değerlendirilerek, hukuka aykırı yanlış bir karar verilmiştir” denilerek, Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararının bozulması istendi.

Avukat Kaya, aynı mahkemeye diğer müvekkili olan anne Tülay Makbule Garipoğlu hakkında verdiği temyiz dilekçinde de, oğlunun cinayet işlediğini bilerek evdeki kanlı yerleri sildiğini kabul eden mahkemenin bu sanığı cezalandırdığı, ancak suçun maddi unsurlarının dikkate alınmadığını savundu.

Dilekçede, anne Garipoğlu hakkında verilen cezanın da, usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, “Ortada delilleri yok etme yoktur” düşüncesiyle Tülay Makbule Garipoğlu için verilen cezalandırma kararının bozulması talep edildi.

Davanın kararı

Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Münevver Karabulut’un öldürülmesine ilişkin davada, Cem Garipoğlu’nu “çocuğa karşı, tasarlayarak, canavarca bir hisle ve eziyet ederek öldürmek” suçundan, 24 yıl hapis cezasına çarptırmış, baba Nida Garipoğlu’nun, “nitelikli adam öldürmek suçuna iştirak etmek” suçundan ise beraatına karar vermişti.
Mahkeme, Cem Garipoğlu’nun amcası Hayyam Garipoğlu ile Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı ve Habib Kurt’u, “suçluyu kayırmak”, anne Tülay Makbule Garipoğlu’nu da “suç delillerini gizlemek ve yok etmek” suçlarından 3′er yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

AA

ABD’den PKK’ya darbe

ABD Hazine Bakanlığı, bazı şahısları PKK adına faaliyetlerinden dolayı Özel Olarak Belirlenmiş Uyuşturucu Kaçakçısı olarak ilan etti

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Mal Kontrol Ofisi (OFAC), Moldova’da ikamet eden Zeyneddin Geleri, Çerkez Akbulut (namı diğer Cernit Murat) ve Ömer Boztepe’yi terör örgütü PKK adına faaliyetlerinden dolayı Özel Olarak Belirlenmiş Uyuşturucu Kaçakçısı(SDNT) olarak ilan etti.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin de yayımladığı ABDHazine Bakanlığı açıklamasına göre, Bakanlığa bağlı Yabancı Mal Kontrol Ofisi (OFAC) Moldova’da ikamet eden şahıslar Zeyneddin Geleri, Çerkez Akbulut (namı diğer Cernit Murat) ve Ömer Boztepe’yi terör örgütü PKK adına faaliyetlerinden dolayı Özel Olarak Belirlenmiş Uyuşturucu Kaçakçısı (SDNT) olarak ilan etti. OFAC ayrıca Ömer Geleri ve Romanya’da yerleşik üç şirket hakkında da Zeyneddin Geleri’yle olan bağları ve/veya etkinliklerinden dolayı aynı duyuruyu yaptı.

ABD Hazine Bakanlığı’nın bugünkü duyurusunun, Yabancı Narkotik Elebaşıları Belirleme Yasası (Kingpin Act) gereğince Avrupa’da PKK adına faaliyet gösteren şahıslara ait veya onlar tarafından kontrol edilen varlıklar hakkında verilen ilk karar olduğu belirtiliyor. Bu karar gereğince ABDvatandaşlarının bu şahıslarla finansal ve ticari işlemler yürütmesi yasaklanmış ve şahısların ABD yargı yetkisi bölgesi içinde bulunabilecek bütün mal varlıkları dondurulmuş olduğu bildirildi.

OFAC Direktörü Adam J. Szubin’in karar hakkında şunları söylediği bildirildi:

“Bu karar uluslararası uyuşturucu ticaretinin dünya genelinde terörizmin finansmanı açısından oynadığı önemli role dikkat çekmektedir ve ABD ve müttefiklerinin ulusal güvenliğini tehdit eden yasadışı faaliyetlere bulaşanlar için uyarı niteliği taşımalıdır.”

Duyuruya göre, Zeyneddin Geleri, PKK’nın yüksek kademelerdeki bir mensubu ve Avrupa çapında yasadışı faaliyetler yürütmek amacıyla ithalat ve ihracat şirketlerini kullanan Romanya merkezli uyuşturucu kaçakçılığı yapan bir firmanın üyesi olarak biliniyor. Geleri’nin ayrıca 2008′in Mart ayında 8.8 milyon dolar değerinde 199 kilo eroin ele geçirilmesiyle ilgili olarak Moldova polisi tarafından aranan ve Cernit Murat olarak da bilinen PKK eylemcisi Çerkez Akbulut’la suç ortaklığı yaptığından şüpheleniliyor. Akbulut’un da Moldova’da PKK’ya destek amaçlı para toplama işinden sorumlu bir PKKeylemcisi olduğu belirtiliyor. Ömer Boztepe’nin ise PKK için faaliyetlerde bulunmakta olduğu ve uyuşturucu kaçakçılığına bulaştığı gerekçesiyle 12 yıl hapse mahkum edildiği için halihazırda kaçak durumunda olduğu bildiriliyor.

ABD Başkanı Barack Obama 2008 yılının Mayıs ayında Elebaşı Yasası gereğince uyuşturucu ve esrar üretimi, taşımacılığı ve kaçakçılığı için 20 yıldır Avrupa yapılanmasını kullanan PKK’yı belli başlı yabancıuyuşturucu kaçakçısı olarak adlandırmıştı. ABD Hazine Bakanlığı aynı yasa gereğince 14 Ekim 2009 ve 20 Nisan 2011 tarihlerinde toplam sekiz PKK liderini uyuşturucu kaçakçısı olarak ilan etmişti. Açıklamada, uyuşturucu kaçakçılığının PKK’nın en karlı suç faaliyetleri arasında olup, örgüt silah ve malzeme temini için bu yasadışı süreçleri kullandığı belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı 1997 yılında PKK’yı Yabancı Terörist Örgüt ve 2001 yılında da 13224 sayılı Başkanlık Kararı uyarınca Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist olarak ilan etmişti.

ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında şunlar da kaydedildi:

“Bugünkü karar Elebaşı Yasası uyarınca belli başlı yabancı uyuşturucu kaçakçıları ve dünya genelindeki örgütlerine karşı halen devam etmekte olan finansal önlemler uygulama çabalarının bir parçasıdır. Bu soruşturmada OFAC Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) ve özellikle DEA’nın Viyana Ülke Ofisi ile yakın çalışma içinde olmuştur. Haziran 2000 tarihinden bu yana ABD Hazine Bakanlığı Elebaşı Yasası uyarınca binden fazla şahıs ve varlık hakkında duyuru yapmıştır. Elebaşı Yasası’nı ihlal cezaları ihlal başına 1.075 milyon dolara kadar çıkabilen sivil cezalardan daha ağır kriminal cezalara kadar uzanabilir. Kurum yetkilileri için 30 yıla kadar hapis ve 5 milyon dolara kadar varan kriminal cezalar söz konusudur. Kurumlar için kriminal cezalar 10 milyon dolara kadar çıkabilir. Diğer şahıslar Elebaşı Yasası’nın kriminal ihlali sebebiyle Birleşik Devletler Kanunnamesi Başlık 18 gereğince 10 yıla kadar hapis ve diğer cezalara çarptırılabilir.”

AA

Tebessümlü çift

Geçtiğimiz günlerde sevgilisi Ahu Yağtu’yu istemek için İzmir’e giden ünlü komedyen Cem Yılmaz, müstakbel eş adayı model Ahu Yağtu ile gece gezmelerinden ayrı kalmıyor
3 Mart’ta evlenmeyi planlayan Yılmaz ve Yağtuİstanbul’un soğuk akşamlarından birinde sinema keyfi yapmayı tercih etti. Kanyon’da objektiflerimize takılan Yağtu ve Yılmaz önce sinema biletlerini aldı ve akşam yemeği yedi.

Oldukça keyifli görünen çift sonrasında sinemaya girdi. Çift düğün için bir açıklama yapmadı ama yüzlerinden de tebessüm eksik olmadı.

Yağtu’nun soğuktan fazlasıyla etkilendiği, Yılmaz’ın ise kazak üstüne ince bir mont giymesi; üşümemesi dikkatleri çekti…

AA

Futbol maçında 74 ölü!

Mısır’da facia… Al Masry’nin Al Ahly’yi 3-1 yendiği maçtan sonra çıkan olaylarda ilk belirlemelere göre 74 kişinin öldüğü bildirildi.

Ev sahibi Al Masry taraftarları, Mısır’ın bir numaralı takımı olan Al Ahly’ye karşı kazandıkları 3-1′lik zaferi kutlamak için sahaya akın etti. Takımlarının ligde dördüncülüğe yükseldiği maçın ardından sahaya atlayan Al Masry taraftarları, Al Ahly oyuncularına koştu. Soyunma odasına gitmek isteyen taraftarlar, güvenlik görevlileriyle birbirine girdi. Çıkan olaylarda ilk belirlemelere göre 74 kişi öldü; 180 kişi yaralandı. Ölenler arasında güvenlik güçlerinin de olduğu bildirildi.

KAHİRE’DE DE OLAYLAR ÇIKTI
Canını zor kurtaran Al Ahly’li futbolcular “Gözümüzün önünde insanlar öldü. Bu, futbol değil savaş” dedi. Mısır’ın başkenti Kahire’deki Zamalek-İsmailiye maçında ise ev sahibi taraftarlar stadı ateşe verdi. Olaylar sürüyor.

FEDERASYON MAÇLARI TATİL ETTİ
İddialara göre bu olaylar Al-Masry’nin fanatik taraftar grubu tarafından planlandı. Al Jazeera olayın siyasi bir boyutunun da olabileceğinin altını çizdi. Zira bazı taraftarlar olayları stat dışında askeri yönetim aleyhine gösterilere dönüştürdü.

Mısır ordusu, Port Said’de mahsur kalan Al Ahly futbolcuları ve taraftarları için helikopterler gönderildiğini açıkladı. Yaşananların ardından Al Masry Kulübü Başkanı Kamel Abu Ali istifa etti. Mısır Futbol Federasyonu, olaylar üzerine ligin süresiz tatil edildiğini açıkladı. Meclis de yarın olağanüstü toplanacak.

 

AA

Formula İstinye!

Endeks 17 işlem gününde yüzde 19′luk ralliyle 60 bine dayandı. Dolarda düşüş sürüyor. Peki şimdi ne yapmalı? HABERTURK.COM sordu. Uzmanlar yanıtladı…

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) son 17 işlem gününde yüzde 18.82 oranında değer kazanması ve bu arada sert bir düzeltmenin hiç yaşanmamış olması borsadaki rallinin daha ne kadar süreceği sorusunu da beraberinde getirdi. 2011′de yatırımcısına hayal kırıklığı yaşatanborsada yaşanan son ralli, her yeni yükselişte korku katsayısının da artmasına neden oluyor. Daha da yükselir mi? Yoksa ters bir durumda çökecek mi? Hemen satıp kağıt üzerinde yazılan kârlar cebe mi atılmalı? Yoksa siz satınca hiç durmayacak bir trenden atlamış mı olacaksınız?
İşte borsa yatırımcılarının kafasındaki kilit sorular bunlar.

Öte yandan bir süre Türkiye’nin en önemli gündemini oluşturan dolar kuru da TL karşısında sert bir geri çekilme yaşıyor. Soru işaretlerinin karşı tarafında da bu nedenle “Dolar daha ne kadar düşer” sorusu yatıyor. Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy’un “Şu an bölge için zayıf Euro avantajlı” şeklinde yaptığı açıklama da dünyada yeniden bir dolarizasyon yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu beraberinde getiriyor. Eğer işler Rompuy’un istediği gibi gelişirse, bununTürkiye ve TL’ye yansımaları ne yönde olur?

Dolar/ TL kotasyonunun set düşüşe devam etmesi ve 1.75 seviyelerine inişi en son 4 Kasım 2011tarihinde görüldü.

AA